Türkiye’nin farklı kentlerinde madenciler aylardır, maaş, fazla mesai ve tazminat haklarının ödenmediği gerekçesiyle yaptıkları eylemlerle öne çıkıyor. Son dönemdeki eylemlerin son adresi ise Edirne’deki Özşen Madencilik oldu.
Maaşlarını, fazla mesai ücretlerini ve tazminat ödemelerini alamadıkları gerekçesiyle 27 gün önce maden sahasında işçiler tarafından başlatılan hak arayışı, üç gün önce yerin metrelerce altına inen bir direnişe dönüştü.
25 madenci kendilerini yerin 1200 metre altına kapatarak, açlık grevine başladı. Karanlığın ve derinliğin ortasında sürdürülen bu eylem, işçilerin taleplerinin artık bir geçim meselesinin ötesine geçerek bir varlık mücadelesine dönüştüğünü ortaya koydu.
İlke TV2ye açıklamalarda bulunan Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, işçilerin 27 gündür devam eden direnişinin kararlılıkla sürdürüldüğünü söyledi. İşçilerin ödenmeyen maaşlarının, fazla mesai ücretlerinin ve tazminatlarının ödenmesinin talep edildiğine dikkat çeken Aksu, bu isteklerin insani talepler olduğuna vurgu yaptı.
Seslerini duyuramayınca direnişi yerin altına taşıdılar
Maden işçileri daha önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılacağı Selimiye Camii Açılışı’nın yapılacağı alana giderek seslerini duyurmak istedi, ancak Jandarmanın sert müdahalesiyle karşılaştı. Madenciler bunun üzerine mücadelelerini yerin altına taşımıştı.
‘Milim geri adım atmayız’
Başaran Aksu, dün idari bina önünde yaşanan bir olayda işçiler ve ailelerinin üzerine ateş açıldığını iddia etti. İki farklı silahtan açıldığı belirtilen ateşte yaralanan olmadı. Ancak bu iddia, sahadaki tansiyonu daha da yükseltti. Bu durumun ne sendikayı ne de işçileri korkutamayacağını belirten Aksu, “Bedeli ne olursa olsun, bir milim geri adım atmayız. İşçiler eylemlerini kararlılık ile sürdürüyor” dedi.
‘Bizim silahımız baretimiz’
Yer altındaki ve yer üstündeki işçiler ise direnişte kararlı. Açlık grevindeki işçilerden bir tanesi rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Ancak diğer işçiler açlık grevini sürdürüyor.
Talepleri ise net: Ödenmeyen ücretlerin verilmesi, sendikal hakların tanınması, işyerindeki baskının son bulması.
Eylemdeki işçilerden birinin sözleri ise direnişin ruhunu özetliyor: “Bizim silahımız baretimiz, bizim silahımız sloganlarımız, bizim silahımız bir olmamız, dik olmamız, bizim silahımız onlarda olmayan onurlu, gururlu olmamızdır. Biz davamızdan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.”
Başka bir işçi de korkmadıklarını vurguluyor: “Biz madenciyiz, korksak yer altına girmeyiz.” Onlara göre istenen şey basit: Çalıştıklarının karşılığını almak.
Yer üstündeki bekleyiş: ‘İletişim kuramıyoruz’
Yer üstünde ise başka bir bekleyiş var. Madencilerin eşleri ve aileleri, maden sahasının önünde günlerdir nöbette. Kimi elinde telefonla bir haber almayı bekliyor, kimi ise eşinin sağlığından endişe ediyor. Ailelerin anlattığına göre, bu bekleyiş de kolay değil. Eşlerine ulaşmakta zorlandıklarını, yaptıkları görüşmelerin kısıtlandığını söylüyorlar.
Açlık grevinde olan bir madencinin eşi, “Bugün biz tekrardan aradık, konuşmak istedik ama konuşturmuyorlar. Ses kaydına alıyorlar bütün konuşmaları. Aradığımız halde şu an iletişim kuramıyoruz asla” diyor.
‘Davamız bitene kadar buradayız’
Ancak tüm olumsuzluklara rağmen madenciler gibi aileler de kararlı. Bir başka madenci yakınının “Davamız bitene kadar biz buradayız. Kararlıyız. Hiçbir taviz vermeyeceğiz” sözleri direnişin hem yer altında hem de yer üstünde devam ettiğini gösteriyor.
Öte yandan il genelindeki yetkililerle bugün yeniden başlayan görüşmeler, sahadaki belirsizliği bir nebze olsun umutla karıştırmış durumda. İşçi temsilcileri, sendika yöneticileri ve avukatların katıldığı temaslardan henüz somut bir sonuç çıkmış değil. Ancak hem yerin 1200 metre altında hem de üstünde bekleyenler için tek bir ortak duygu var: Vazgeçmemek.




