• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Zürih’te Demokratik Entegrasyon Konferansı: Eşit ve özgür yaşam tartışılıyor

Zürih’te Demokratik Entegrasyon Konferansı: Eşit ve özgür yaşam tartışılıyor

İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlenen Demokratik Entegrasyon Konferansı’nda konuşan Veysi Aktaş ve Nazan Üstündağ, demokratik entegrasyonun yalnızca Kürt sorununun çözümünü değil, devlet-toplum ilişkilerinin ve toplumsal yaşamın demokratik dönüşümünü de kapsadığını vurguladı.

Zürih’te Demokratik Entegrasyon Konferansı: Eşit ve özgür yaşam tartışılıyor
Zürih’te Demokratik Entegrasyon Konferansı: Eşit ve özgür yaşam tartışılıyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 24 Ekim 2026 14:41

Kürt Toplumsal Araştırmalar Derneği (Akademî Kurd) tarafından İsviçre’nin Zürih kentinde “Demokratik Entegrasyon” başlıklı konferans düzenleniyor. Zürih Kirchgemeindehaus’ta gerçekleştirilen konferansta, Abdullah Öcalan’ın Demokratik Komünal Toplum Manifestosu çerçevesinde demokratik entegrasyon kavramı farklı boyutlarıyla ele alınıyor.

Akademisyenler, siyasetçiler, hukukçular ve araştırmacıların katıldığı konferansta, demokratik entegrasyonun kuramsal temellerinin yanı sıra toplumsal, siyasal ve kültürel boyutları tartışılıyor. Kürt sorununun demokratik çözümü açısından gerekli hukuksal düzenlemeler, eşit yurttaşlık, demokratik cumhuriyet ve demokratik komünal ekonomi de konferansın temel başlıkları arasında yer alıyor.

Dilan Çetinkaya: Değişim her alanda olmalı

Konferansın açılış konuşmasını Demokratik Kürt Toplum Kongresi İsviçre (CDK-S) Eşbaşkanı Dilan Çetinkaya yaptı.

Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Dilan Çetinkaya, Kürt halkının yarım asrı aşan özgürlük mücadelesine dikkat çekti. Bu mücadelenin Kürt halkına önemli kazanımlar sağladığını belirten Çetinkaya, çözüm sürecinin tarihsel önemini vurguladı.

İçinden geçilen sürecin yalnızca siyasal aktörlere değil, toplumun bütün kesimlerine önemli sorumluluklar yüklediğini ifade eden Çetinkaya, demokratik dönüşümün yaşamın her alanında karşılık bulması gerektiğini söyledi. Çetinkaya, “Değişim sadece sözde değil, her alanda olmalıdır. Demokratik entegrasyon kavramını iyi anlamak ve ona göre yeniden inşamızı gerçekleştirmeliyiz” dedi.

Veysi Aktaş: Demokratik entegrasyon bütün halkların dönüşümünü esas alıyor

Açılış konuşmasının ardından konferansın “Demokratik Entegrasyonun Kuramsal ve Teorik Çerçevesi” başlıklı ilk oturumuna geçildi. Gülistan Arslan’ın moderatörlüğündeki oturumda Kürt siyasetçi Veysi Aktaş ile sosyolog, akademisyen ve yazar Nazan Üstündağ konuşmacı olarak yer aldı.

İlk olarak söz alan Veysi Aktaş, konferansın düzenlenmesi dolayısıyla Akademî Kurd’a teşekkür etti. Demokratik entegrasyonun Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin temel kavramlarından biri olduğunu belirten Aktaş, bu kavramın yalnızca mevcut sorunların çözümüne değil, halkların eşit ve özgür koşullarda bir arada yaşayabileceği demokratik bir geleceğin inşasına işaret ettiğini söyledi.

Demokratik entegrasyonun farklı kimliklerin ve toplumsal kesimlerin kendi varlıklarını koruyarak ortak bir demokratik yaşam oluşturmasını esas aldığını ifade eden Aktaş, “Demokratik entegrasyon sadece Kürtlerin değil, bütün halkların demokratik dönüşümünü esas alan bir kavramdır. Farklılıklarla birlikte yaşamayı, eşitliği, yöntem olarak eşit müzakereyi ve demokratik katılımcılığı esas alır” dedi.

Demokratik entegrasyonun asimilasyon ya da farklılıkların ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini belirten Aktaş, kavramın temelinde farklı kimliklerin tanınması, toplumsal çoğulculuk ve demokratik katılımın bulunduğunu kaydetti. Aktaş, bu yönüyle demokratik entegrasyonun yalnızca Kürtlerin siyasal ve toplumsal haklarının tanınmasını değil, bütün toplumun demokratik temelde yeniden yapılanmasını da gündeme getirdiğini ifade etti.

Eşit yurttaşlık ve hukuksal güvenceler

Demokratik entegrasyonun birçok temel ilkeye dayandığını belirten Aktaş, bunların başında eşit yurttaşlık ilkesinin geldiğini söyledi. Eşit yurttaşlığın yalnızca yasalar önünde biçimsel bir eşitlik olarak ele alınamayacağını ifade eden Aktaş, farklı kimliklerin ve toplumsal kesimlerin kendi özgünlükleriyle siyasal ve toplumsal yaşama katılabilmesinin önemine dikkat çekti.

Demokratik entegrasyonun demokratik cumhuriyet perspektifiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Aktaş, demokratik dönüşümün kalıcı hale gelebilmesi için hukuksal güvencelerin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Aktaş, “Demokratik entegrasyon aynı zamanda Demokratik Cumhuriyet’i esas alıyor. Bunun gerçekleşmesi de hukuksal sürecin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Gerçek yaşamda karşılık bulabilmesi için bazı hukuki düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekir” diye konuştu.

Demokratik entegrasyonun yalnızca teorik düzeyde tartışılmasının yeterli olmayacağını belirten Aktaş, eşit yurttaşlık, demokratik katılım ve farklı kimliklerin tanınması gibi ilkelerin somut hukuksal ve siyasal düzenlemelerle güvence altına alınmasının önemine işaret etti.

Çözüm sürecinin kapsamı

Demokratik entegrasyon kavramının neden tercih edildiği sorusuna da yanıt veren Aktaş, bu yaklaşımın çözüm sürecinin kapsamını anlamak açısından önemli olduğunu söyledi.

Sürecin yalnızca silahların bırakılması ya da çatışmaların sona erdirilmesiyle sınırlı değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Aktaş, demokratik entegrasyonun Kürtlerin kendi kimlikleri, dilleri ve toplumsal varlıklarıyla siyasal yaşama katılabilmelerini de kapsadığını ifade etti.

Demokratik entegrasyonun, Kürtlerin mevcut siyasal ve toplumsal sistem içerisinde kendi kimliklerinden vazgeçmeden demokratik mücadele yürütebilmelerinin koşullarını oluşturmayı hedeflediğini belirten Aktaş, bunun aynı zamanda devletin ve toplumun demokratik dönüşümünü gerekli kıldığını dile getirdi.

Nazan Üstündağ: Kürtler kendi kimlikleriyle eşit ve özgür yaşamalı

Veysi Aktaş’ın ardından söz alan sosyolog, akademisyen ve yazar Nazan Üstündağ, demokratik entegrasyon kavramını Kürt halkının tarihsel deneyimleri, devletle ilişkileri ve toplumsal yaşamda karşılaştığı ayrımcılık üzerinden değerlendirdi.

Kürt halkının tarihsel olarak siyasal, kültürel ve toplumsal alanlarda çeşitli yasaklamalar, inkâr politikaları ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını belirten Üstündağ, bu durumun Kürtlerin gündelik yaşamlarını ve devletle kurdukları ilişkileri doğrudan etkilediğini ifade etti.

Kürtlerin kendi kimlikleriyle var olabilmek için çoğu zaman resmî sistemin sınırları dışında yaşamaya zorlandığını anlatan Üstündağ, bu tarihsel durumu “kaçakçı” kavramıyla tanımladı.

Kürt halkının yalnızca sınırlar arasında değil, dilini konuşurken, kültürünü yaşatırken ve siyasal kimliğini ifade ederken de çeşitli engellerle karşılaştığına dikkat çeken Üstündağ, Kürtlerin birçok alanda adeta “kaçakçı” olarak yaşamak zorunda bırakıldığını söyledi.

Demokratik entegrasyonun en önemli boyutlarından birinin, Kürtlerin kendi kimlikleriyle var olabilmek için bu tür zorunluluklarla karşı karşıya kalmadığı bir toplumsal ve siyasal düzenin oluşturulması olduğunu belirten Üstündağ, demokratik entegrasyonun Kürtlerin mevcut düzene koşulsuz biçimde uyum sağlaması olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Üstündağ, asıl meselenin Kürtlerin kendi kimlikleriyle eşit ve özgür biçimde yaşayabilecekleri demokratik koşulların yaratılması olduğunu ifade etti.

Demokratik entegrasyon ve devlet-toplum ilişkileri

Demokratik entegrasyonun günümüzde her zamankinden daha fazla önem kazandığını söyleyen Üstündağ, kavramın yalnızca hukuksal düzenlemeler ya da siyasal uzlaşmalar üzerinden ele alınmaması gerektiğine dikkat çekti.

Demokratik entegrasyonun aynı zamanda devlet ile toplum arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanmasını gündeme getirdiğini belirten Üstündağ, bu sürecin demokratik mücadeleden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.

“Demokratik entegrasyonu devletle mücadele etmek olarak anlıyorum” diyen Üstündağ, demokratik entegrasyonun mevcut güç ilişkilerinin sorgulanmasını ve toplumun demokratik haklarının genişletilmesini içeren bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kürtlerin tarihsel olarak maruz kaldığı dışlanma ve ayrımcılığın aşılması açısından demokratik entegrasyonun önemine dikkat çeken Üstündağ, “Bu çerçevede demokratik entegrasyon, Kürtlerin kendi kimlikleriyle kamusal ve siyasal yaşamda yer alabilmelerinin yanı sıra devlet-toplum ilişkilerinin demokratik temelde dönüşmesiyle bağlantılıdır” dedi.

Konferans farklı oturumlarla devam edecek

Konferans, Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Paris 8 Üniversitesi’nden sosyolog Engin Sustam, TJK-E üyesi Zîlan Diyar, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Derya Arslan, İmralı Heyeti üyesi avukat Özgür Erol, avukat Hüsnü Yılmaz, araştırmacı ve ekonomist Ahmet Pelda ile sosyolog ve antropolog Neşe Özgen’in konuşmacı olarak katılacağı oturumlarla devam edecek.

Oturumlarda demokratik entegrasyonun siyasal, sosyolojik, kültürel, hukuksal ve ekonomik boyutları ile Kürt sorununun demokratik çözümü ele alınacak.