Irak’ın kuzeybatısında, Musul vilayetine bağlı, Ezidi Kürtlerin tarihsel olarak yoğun yaşadığı ve Ezidilerin 74. Ferman olarak adlandırdığı, 2014’teki IŞİD soykırımının en ağır biçimde yaşandığı Şengal’de tarihi bir “entegrasyon” süreci yaşanıyor.
2014’te Irak’ın ikinci büyük vilayeti Musul’u ele geçiren IŞİD, kısa sürede Şengal’e ulaşmış, ardından yönünü Kobani’ye çevirmişti.

Ankara’nın, Türkiye’de yürüyen barış süreci bağlamında Suriye’de görmek istediği gibi “silah bırakmaya” indirgediği, demokratik Kürt siyasetinin ise, Kürtlerin ve söz konusu coğrafyalardaki diğer halkların kolektif haklarının anayasal güvenceye kavuşarak ilgili devletlerin “bileşeni olması” şeklinde kavradığı entegrasyon, Şengal’de nasıl hayata geçecek?
Entegrasyon süreci, Şengal’in yasal statüsünün anayasal güvenceye kavuşturulmasını, güvenlik ve idari mekanizmaların toplumsal iradeyle uyumlu biçimde yapılandırılmasını ve 2014 yılında yaşanan katliamın ardından tarihsel adaletin sağlanmasını da kapsıyor.
26 Ekim’de Şengal ile Bağdat arasında varılan mutabakatın satır aralarında, halkın kendi kaderini tayin etme hakkı, anadilinde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve farklı kimliklerin eşit temsili başlıklarını görmek mümkün.
Şengal genelinde yaşayan toplumsal kesimlerin, inanç gruplarının ve kadın meclislerinin iradelerinin yönetim mekanizmalarına yansıtılması, entegrasyon sürecinin temel hedefleri arasında.

9 Ekim 2020’de Bağdat ile Erbil’in imzaladığı Şengal Anlaşması ise yıllarca kâğıt üzerinde kaldı; Ekim 2026’da ise Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) ile Bağdat arasında varılan entegrasyon anlaşması sahada somut bir adıma dönüştü.
Bu somut adım, iki anlaşma arasındaki en net fark olarak belirginleşti. Zira Şengal halkı ve Ezidiler, 2020’de bırakalım masada olmayı, Erbil ile Bağdat arasında varılan anlaşmada görüşüne danışılan bir özne bile değildi.
26 Ekim 2026’da ise Ezidiler artık, Bağdat’ta masada müzakere eden, taleplerini dile getiren, Şengal’in geleceğine dair beklentilerini ortaya koyan politik bir figür haline gelmişti. Aradan geçen 6 yılda iki metin ve iki anlaşma arasındaki en somut farkın bu olduğunu belirtmek gerek.
Bu önemli tarihsel fark ile birlikte, Ezidiler için asıl soru şu: Silahların devlete bağlanması günlük yaşamı, yönetimi ve geri dönüş umudunu gerçekten değiştirecek mi?

26 Ekim: Şengal’de entegrasyon başladı
Şengal’de 26 Ekim’de YBŞ-YJŞ güçleri ile Irak Federal Hükümeti yetkililerinin katılımıyla düzenlenen törende, 4 bin 165 YBŞ-YJŞ üyesinin federal güvenlik sistemine dahil edileceği açıklandı.
Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Abudi, 13 Ekim’de MERI Forumu’nda yaptığı açıklamada, bin 500 YBŞ üyesinin güvenlik güçlerine entegre edildiğini, bin 500 kişi için çalışmaların sürdüğünü ve 500 YJŞ üyesinin polis olarak görevlendirilmesinin planlandığını bildirmişti.
26 Ekim’de yapılan ortak açıklamada bağımsız askeri yapıların sona ereceği, buna karşılık savunmasını yaptıkları halkın güvenliğinin ve haklarının gözetilmesinin beklendiği vurgulandı.
YBŞ, anlaşmanın yalnızca askeri güçlerin entegrasyonuyla sınırlı kalmaması gerektiğini, sürecin Ezidi halkının hakları, kimliği, adalet talepleri ve Şengal’in yeniden inşasıyla birlikte ele alınmasını istediğini belirtti.
Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Sabah el Numan da yaptığı açıklamada, IŞİD’e karşı mücadelede Êzidîlerin gösterdiği fedakarlıklara dikkat çekti.

El Numan, federal hükümetin Êzidî halkının haklarının korunması, saldırılardan zarar gören mağdurların ve ailelerinin tazmin edilmesi ile Şengal’in yeniden inşası konusunda sorumluluk taşıdığını belirtti.
YBŞ ile Bağdat yönetimi arasında entegrasyon konusunda daha önce de görüşmeler yapılmıştı. 11 Eylül’de Irak Başbakanı Ali Zeydi, Êzidî Davası İttifakı ve YBŞ heyetiyle Bağdat’ta bir araya gelmişti.
Görüşmenin ardından Êzidî milletvekili Murad İsmail, YBŞ’nin Irak’ın resmi güvenlik güçlerine entegre edilmesi ve silahların devlet denetimine alınması konusunda uzlaşı sağlandığını açıklamıştı.
30 Eylül’de ise Abdullah Öcalan’ın mesajı, Şengal’de Ezidi sivil toplum temsilcileri, halk ve YBŞ-YJŞ temsilcilerinin katıldığı toplantıda okunmuştu.
Öcalan, YBŞ’nin Irak ordusu içinde yer almasını desteklerken bu güçlerin Şengal’de kalması gerektiğini belirtti.
Mesajda Ezidilerin hukuki güvenceden yoksun olduğu hatırlatılarak, PKK’nin feshi kararı bölgesel sorunların çözümüne açılan kapıyla ilişkilendirildi.

Entegrasyon, bu yüzden Türkiye’de ve bölgede süren daha geniş çözüm sürecinin bir parçası olarak da okunuyor.
Erbil’den yapılan açıklamada ise bölgenin gerçek temsilcileri tarafından meşru bir yönetim oluşturulmasının, yeniden imar çalışmalarının başlatılmasının ve güvenliğin sağlanmasının temel güvencesi olduğu belirtildi.
Açıklamada, bu koşulların yüz binlerce Ezidi’nin kendi topraklarına gönüllü ve onurlu biçimde dönebilmesi için gerekli olduğu ifade edildi.
IŞİD’in ağır saldırılıarı altında kalan Şengal’de silahın kimde olduğu sorusu, yıllardır asıl sorunun bir yüzü.
İdari statü, yeniden imar, geri dönüş ve adalet talepleri hâlâ yanıt bekliyor. Bu yüzden entegrasyonu anlamak için önce 2020’deki yol haritasına ve onu çevreleyen hukuki çatıya bakmak gerekiyor.
26 Ekim’de Bağdat ile Şengal arasında varılan anlaşmanın detayları ise şöyle:
1. Askeri entegrasyon ve güvenlik düzenlemeleri
Savaşçı sayısı ve statü: YBŞ ve YJŞ bünyesinde yer alan 4 bin 165 kadın ve erkek savaşçı, Irak’ın resmi federal güvenlik sistemine (ordu/polis) entegre edilecektir.
Komuta ve silah kontrolü: Bölgedeki bağımsız askeri statü sona erecek, tüm ağır/hafif silahların denetimi ve idaresi resmen Irak devletinin (Bağdat federal yönetimi) kontrolüne geçecektir.
Stratejik noktaların devri: Şengal Dağı başta olmak üzere kritik askeri mevziler ve güvenlik noktaları, aşamalı olarak Irak Federal Ordusu birliklerine devredilecektir. Savaşçılar, bölgenin ve kutsal mekânların güvenliğini resmi üniforma altında Şengal sınırlarında kalarak yürütmeye devam edecektir.
2. Savaşçıların hakları ve yasal güvenceler
Anayasal güvence: Entegrasyon süreci, silahlı güçlerin haklarının yasal olarak korunması ve Êzidî halkının kimliğinin Irak anayasası güvencesi altına alınması koşuluyla yürütülecektir.
Şehit ve Gazi Hakları: IŞİD ile mücadele sürecinde hayatını kaybeden 530 YBŞ/YJŞ savaşçısının ailesine ve yüzlerce yaralıya resmi Irak ordusu şehit/gazi mevzuatı kapsamında maaş ve sosyal haklar tanınacaktır.
3. Toplumsal ve idari şartlar (Êzidî tarafının şartları)
Yeniden inşa ve tazminat: Irak Federal Hükümeti, 2014 IŞİD soykırımının izlerini silmek adına Şengal’in yeniden imar edilmesini, altyapı çalışmalarının başlatılmasını ve terör mağduru ailelere maddi tazminat ödenmesini üstlenecektir.
Göçmenlerin dönüşü ve adalet: Kamplarda veya dışarıda yerinden edilmiş yüz binlerce Şengallinin topraklarına güvenli geri dönüş koşulları hazırlanacak; kayıpların akıbeti araştırılacaktır.
Yerel yönetim: Nihai hedef olarak; Şengal’deki tüm toplumsal bileşenlerin (Êzidî, Arap vb.) katılımını güvence altına alan, Şengal halkının rızasını ve onayını kazanmış demokratik bir yerel sivil idare/meclis kurulacaktır.
9 Ekim Anlaşması: Yazılan ama yürüyemeyen yol haritası
Şengal’deki entegrasyon sürecine dair eleştiri ise en çok Irak Kürdistan Bölgesi’nden geldi. Irak Federe Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı, Şengal’deki gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, Irak Federal Hükümeti’nin Kürdistan Bölgesi yönetimine danışmadan attığı tek taraflı adımların bölgedeki durumu daha da karmaşık hale getirebileceği uyarısında bulundu. Bakanlık, Şengal Anlaşması’nın eksiksiz uygulanması çağrısı yaptı. Erbil yönetiminin hatırlattığı 9 Ekim 2020’de imzalanan anlaşmanın içeriği neydi?
9 Ekim 2020’de Bağdat merkezi hükümeti ile Federe Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında, Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu (UNAMI) gözetiminde “Şengal’de İstikrarın Yeniden Tesis Edilmesi ve Durumun Normalleştirilmesi Anlaşması” imzalandı.
Anlaşma üç ayak üzerine oturtulacaktı. Bağımsız, profesyonel ve herkesçe kabul edilebilir yeni bir ilçe belediye başkanının seçilmesi, ardından diğer idari görevlerin doldurulması şeklindeki idari ayak bölgenin yönetimini oluşturacaktı.
Güvenliğin yerel polis, ulusal güvenlik ve istihbarat birimlerince sağlanması, diğer silahlı yapıların ilçe sınırları dışına çıkarılması ve kamplardaki Şengallilerin adil katılımı gözetilerek 2 bin 500 yerel güvenlik görevlisinin istihdamı güvenlik ayağı olacaktı.
Bağdat ve Erbil’in ortak komitesi aracılığıyla yeniden inşa da yol haritasının üçüncü ayağını oluşturacaktı.
Şengal’deki Ezidi Kürtler için mesele salt, silahlı güçlerin entegrasyonu değil.
2014 soykırımının yarattığı kolektif travma, kayıpların akıbeti, yakılan köyler, ekonomik çöküş ve sürekli güvenlik kaygısı hâlâ gündelik hayatın merkezinde.
Kamplarda yaşayanlar, dönüş için güvenli ortam, adalet ve temel hizmetler bekliyor.
Varlığını koruyan IŞİD tehdidi ise öz savunma ihtiyacını zorunlu kılıyor.
Anlaşma, Şengal’deki yerel unsurların ve Ezidi toplumuna yeterince danışılmadığı eleştirisiyle karşılandı ve Şengal’deki yerel temsilciler anlaşmayı daha ilk günlerde reddetti.
Dolayısıyla 2020’deki Şengal Anlaşması, doğru teşhis koyan ama toplumsal rıza ve siyasi irade eksikliği nedeniyle yürümeyen bir metin olarak kaldı.

9 Ekim 2020’de imzalanan anlaşmanı detayları ise şöyle:
1. Yönetim konusu:
– Şengal’e bağımsız bir kişinin kaymakam olarak seçilecek. Seçilen kişinin yasalar karşısında herhangi bir engelinin bulunmaması esas alınacak.
– Kaymakamın belirlenmesinin ardından her iki taraf arasında kurulacak ortak komisyon tarafından bölgedeki diğer idari makamlar gözden geçirilecek.
2. Güvenlik konusu:
– Yalnızca yerel polis ve Ulusal Güvenlik Müsteşarlığı ile Ulusal İstihbarat Servisi ilçenin güvenliğinden sorumludur ve diğer tüm silahlı güçler Şengal’den uzaklaştırılacak.
– İç güvenlik güçlerinin desteklenmesi amacıyla 2 bin 500 kişilik bir güvenlik gücü olşuturulacak. Bu güç içerisindeki görev dağılımı adil şekilde yapılacak ve kamplarda yaşayan göçzedelerin katılımı gözönünde bulundurulacak.
– Şengal ve çevresinde PKK ve ona bağlı güçlerin varlığına son verilecek. PKK’ye bağlı güçlerin bölgede herhangi bir rol üstlenmesine müsaade edilmeyecek.
3 – Yeniden inşa konusu:
– Şengal’in yeninden inşası için Irak ve Kürdistan Bölgesi hükümetleri tarafından ortak bir komisyon kurulacak, Irak ve Kürdistan Bölgesi başbakanları ile Ninova Valisi tarafından bu komisyonun düzeyi ve amaçları bellirlenecek.
– Ayrıca, idare ve güvenlik konularında alınan kararların hayata geçirilmesini yerinde denetleyecek ortak bir komisyon oluşturulacak.
Anlaşmadan entegrasyona giden yol
Bugün ortaya çıkan tablo, birkaç haftalık diploması trafiğinin sonucu gibi görünse de, Irak’ta silahların federal hükümette toplanması olarak sunulan, ancak toplumsal ve idari boyutları olan entegrasyon Irak’ta Zeydi hükümetinin göreve gelmesiyle hızlanan bir süreç oldu.
2020’de Ezidi yerel kurumları ve Şengal’i savunan güçlerin temsilcileri olmadan alınan kararlara karşı, 2026’da Ezidi Davası İttifakı ve YBŞ doğrudan Bağdat’la masaya oturdu.
9 Ekim 2020’de bölgeden PKK’nin çıkarılmasını öngören bir metnin yerini ise, yerel savunma güçlerinin devletin içine alınması modeli aldı.

Bütün bu siyasi tartışmaların ortasında asıl soru şu: Şengal’de insanlar nerede ve nasıl yaşıyor?
Entegrasyonun gerçek karşılığı, ancak bu tabloda bir değişim yarattığında anlam kazanacak.
Irak’ta yaklaşık 550 bin Ezidi yaşıyor ve çoğu halihazırda yerinden edilmiş durumda.
270 binden fazla soykırım mağduru kamplarda yaşamaya devam ediyor.
Yaklaşık 2 bin 500 kişi hâlâ kayıp ve Ezidiler inançlarını özgürce yaşamakta zorlanıyor.

Irak Anayasası’nda 140. madde ve tartışmalı bölgeler
Bu tartışmalar bağlamında tekrar daha gündeme gelen bir başka başlık da Irak Anayasası’nın 140. maddesi.
Irak Anayasası’nın 140. maddesi, Irak’ta Baas rejiminin Araplaştırma politikası ve demografik müdahaleleriyle şekillenen bölgelerin statüsünü çözmek için konulmuş bir mekanizma.
Şengal’in yanı sıra Kerkük, Diyala’nın Hanekin, Selahaddin’in Tuzhurmatu, Musul’un Hamdaniye, Telkef ve Mahmur ilçeleri gibi alanlar bu kapsamda anılıyor.
Maddenin öngördüğü üç aşama (normalleştirme, nüfus sayımı ve referandum) uzun süredir hayata geçirilemedi.
Bu tablo Şengal’in neden bir “istisna” değil, bir “örnek” olduğunu açıklıyor. Atlantic Council’in değerlendirmesine göre Şengal, Bağdat ve Erbil’in birlikte hak iddia ettiği 14 tartışmalı bölgeden biri;
ABD Barış Enstitüsü (USIP) ise Şengal’in resmen federal yönetim altında olmakla birlikte İkinci Körfez Savaşı’nın sonra erdiği 2003 sonrasının büyük bölümünde fiilen Erbil’in denetiminde kaldığını, 2017 bağımsızlık referandumunun ardından Erbil’in etkisinin zayıfladığını kaydediyor.

2023’te Şengal Demokratik Özerk Meclisi Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Xwedêda Eliyas, Êzidîlerin statüsünü hedefleyen 9 Ekim Anlaşması’na karşı verilen mücadeleyi anlatmıştı. Anlaşma imzalanırken kendi iradelerinin tanınmadığını belirten Eliyas, “Bağdat ile bu anlaşmayı imzalayanlar, bu toplumu koruyamadılar. Ezidi toplumu artık bir iradedir. 2014 yılından bugüne 550 Ezidi evladı bu toprakları korumak adına şehit düştü. Bizler bir daha düşmanın topraklarımıza girmesine izin vermeyeceğiz” demişti.
Eliyas, anlaşmayla kurulan ittifaklara işaret ederek, “Ezidi toplumuyla masaya oturup görüşleri alınsaydı o zaman samimiyetlerine inanırdık. Şengal’in inşasına karşı değiliz. Ezidilerin Şengal’e dönüşüne de karşı değiliz. Toplumumuzu yok sayan siyasi hesaplara karşıyız” ifadelerini kullanmıştı.

Şengal’in geleceği
2020 Anlaşması, federal otoriteyi güçlendirmek, güvenlik, yerel katılımı sağlamak ve dönüşü mümkün kılmak için, eksikleri de barındıran bir çatı sunmuştu.
26 Ekim’deki kısmi entegrasyon, güvenlik boyutunda ilerleme sağlasa da idari meşruiyet, 140. madde çerçevesinde statü tartışması ve yerel halkın doğrudan iradesinin yansıması konularında boşluk bıraktı.
Şengal’i de kapsayan geniş bir bölgede kalıcı istikrar, salt silahların devlete bağlanmasıyla değil; Ezidi halkının onurlu dönüşünü, adaleti, yeniden inşayı ve kendi geleceğini belirleme hakkını güvence altına alan kapsamlı bir yaklaşımla mümkün.
2020 Şengal Anlaşması’ndan kısmi entegrasyona uzanan çizgi, Ezidiler için bir kırılma noktası olabilir. Ancak silahların devlete bağlanması, 2020’de yazılan idari ve imar maddeler uygulanmadığı sürece eksik bir adım olarak kalacak.
Bu kapsamda Erbil’in 2020’deki anlaşmayı hatırlatması ve kararın Şengal halkına, özellikle de Ezidilere bırakılması gerektiğini ifade etmesi dikkate değer.
Ezidiler için asıl ölçüt, imzalanan metinlerden çok, çadırdan eve, belirsizlikten güvenceye geçişin ne kadar somutlaşacağı.
Ezidilerin kendi kaderlerine dair karar süreçlerinde masada yer alması ise bunun ön koşulu. Bu bağlamda, Bağdat ile doğrudan Başbakan Zeydi nezdinde kurulan masa önemli.
Erbil’den 9 Ekim Anlaşması hatırlatması: ‘Tek taraflı adımlar anlaşmaya aykırı’




