117 yaşındaki Maria Branyas’ın DNA’sı uzun yaşamın ipuçlarını ortaya koydu

117 yaşında hayatını kaybeden Maria Branyas üzerinde yapılan kapsamlı DNA ve sağlık incelemesi, genetik olarak “olağanüstü genç” bir yapıya sahip olduğunu ve bunun uzun yaşamında belirleyici rol oynadığını ortaya koydu.

117 yaşındaki Maria Branyas’ın DNA’sı uzun yaşamın ipuçlarını ortaya koydu
117 yaşındaki Maria Branyas’ın DNA’sı uzun yaşamın ipuçlarını ortaya koydu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 2 Ocak 2026 10:34

Dünyanın bilinen en yaşlı insanlarından biri olan Maria Branyas’ın genetik yapısı, insan ömrünün sınırlarına dair yeni ipuçları sundu. 2024 yılında 117 yaşında hayatını kaybeden Branyas’ın ölümünden önce gönüllü olarak verdiği kan, tükürük, idrar ve dışkı örnekleri üzerinde yapılan kapsamlı analizler, hücrelerinin biyolojik olarak kronolojik yaşından çok daha genç davrandığını gösterdi.

İspanya’da Barselona merkezli Josep Carreras Leukaemia Research Institute’nden bilim insanlarının yürüttüğü çalışmaya göre, Branyas’ta tespit edilen bazı nadir genetik varyantlar uzun ömür, güçlü bağışıklık sistemi ve sağlıklı kalp ve beyin fonksiyonlarıyla ilişkili. Araştırmacılar, bu bulguların “sağlıklı yaşlanma biyolojisine dair yeni biyobelirteçler” sunabileceğini belirtiyor.

Bilim insanları, Branyas’ın hücrelerinin adeta çok daha genç bir bireyin hücreleri gibi davrandığını vurguluyor. Branyas, yaşadığı Katalonya bölgesinde kadınlar için ortalama yaşam süresini 30 yıldan fazla aşmıştı.

Araştırmaya göre Branyas ileri yaşına rağmen genel olarak iyi bir sağlık durumuna sahipti. Kardiyovasküler sağlığının güçlü olduğu, vücudundaki iltihap düzeylerinin son derece düşük seyrettiği tespit edildi. Bağışıklık sistemi ve bağırsak mikrobiyotası da çok daha genç yaş gruplarıyla benzer özellikler gösterdi. Ayrıca “kötü” kolesterol ve trigliserit düzeylerinin çok düşük, “iyi” kolesterol seviyesinin ise oldukça yüksek olduğu saptandı.

Çalışmayı yürüten araştırmacılar, Branyas’ın zihinsel, sosyal ve fiziksel olarak aktif bir yaşam sürdürdüğünü, Akdeniz diyeti ve özellikle yoğurt ağırlıklı beslenmenin de uzun ömrüne katkı sunmuş olabileceğini ifade ediyor. Ancak bilim insanlarına göre, bu denli ileri yaşlara ulaşmak büyük ölçüde genetik ve çevresel etkenlerin birleşimiyle mümkün oluyor.

Araştırmada dikkat çeken bulgulardan biri de Branyas’ın telomerlerinde gözlenen ciddi kısalma oldu. Normalde kısa telomerler yaşlanma ve ölüm riskinin artışıyla ilişkilendirilse de, araştırmacılar aşırı ileri yaş grubunda telomer uzunluğunun güvenilir bir yaşlanma göstergesi olmayabileceğine dikkat çekiyor. Hatta telomerlerin kısa olmasının, hücrelerin ömrünü sınırlayarak kanser gelişimini engellemiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Araştırmacılar, tek bir olağanüstü vaka üzerinden elde edilen bu sonuçların genellenemeyeceğini, ancak “çok ileri yaş ile kötü sağlığın zorunlu olarak birlikte gitmediğini” güçlü biçimde ortaya koyduğunu vurguluyor. Daha geniş katılımlı çalışmalarla bu bulguların derinleştirilmesi hedefleniyor.