Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş. (MIP) ve taşeron şirketi Özgüneş Taşımacılık Forklift Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından işten çıkarılan 185 liman işçisinin direnişi 36’ncı gününde devam ediyor. Ağır ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı sendikalı oldukları gerekçesiyle işten atıldıklarını belirten işçiler, sendikalı ve güvenceli biçimde işlerine geri dönme talebiyle aileleriyle birlikte MIP A Kapısı önünde eylemlerini sürdürüyor.
Mersin Limanı’nda yükleme ve boşaltma işlerinde çalışan Özgüneş Taşımacılık işçileri, uzun süredir ağır ve güvencesiz koşullarda çalıştıklarını belirterek anayasal haklarını kullanıp Tüm Taşıma İşçileri Sendikası’na (TÜMTİS) üye oldu. Sendikanın iş yerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için yürüttüğü çalışmalar sonucunda çoğunluk tespiti 2022 yılında sağlandı.
İşverenin yetki tespitine yaptığı tüm itirazlar yargıdan dönerken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 22 Ekim 2025 tarihli yazısıyla TÜMTİS’in toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi resmen belgelendi. Ancak toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sürerken işveren, ihaleyi alamadığı gerekçesiyle 31 Aralık 2025’te işçileri sözlü beyanla işten çıkardı.
‘Yılın son gününde ortadan kayboldular’
Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Güleş’e konuşan işten çıkarılan işçilerden Mahsun Eren, kendilerine destek veren siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine teşekkür ederek, sendikaya üye olma gerekçelerinin kötü çalışma koşulları ve düşük ücretler olduğunu söyledi.
Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde 55 maddenin 28’i üzerinde anlaşma sağlandığını hatırlatan Eren, şu ifadeleri kullandı:
“Yılın son gününde işveren, ihale alamadığını söyleyerek ortadan kayboldu. Ardından 185 işçi işten atıldı. Arkadaşlarımızın çoğu ağır ve kötü çalışma koşulları nedeniyle bel, boyun ve kasık fıtığı ile solunum rahatsızlıkları yaşıyor. Bugün evlerine ekmek götüremiyorlar.”
‘Sendikalı olmak bir haktır’
İşten çıkarmaların temel nedeninin işverenlerin mevcut düzene güvenmesi olduğunu belirten Eren, işten atılanların en az 140’ının sendikalı olduğunu vurguladı. Eren, şöyle konuştu:
“İşverenler işçileri ezmeyi ve düşük ücreti reva görüyor. Yılbaşından itibaren daha iyi koşullarda çalışmamız gerekirken işten atıldık. Herhangi bir tazminat da ödemediler. Liman girişlerimiz engelleniyor, işçi kıyımı sürüyor. Biz işimize geri dönmek istiyoruz. Sendikalı olmak bir haktır ve bu hakkımı sonuna kadar kullanacağım.”
‘Ücretin büyük bölümü elden veriliyordu’
2015’ten bu yana Mersin Limanı’nda çalışan Burhan Yılgın ise haklarını korumak için dört yıl önce TÜMTİS’e üye olduğunu söyledi. Sendikanın yasal yetkiyi aldıktan sonra işverenle görüşmelere başladığını belirten Yılgın, 28 maddede anlaşma sağlanmasına rağmen işten çıkarıldıklarını dile getirdi.
Yılgın, ücretlendirme sistemine ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Ücretler asgari ücret üzerinden bankaya yatırılıyordu, kalan 20-30 bin lira elden veriliyordu. Bu yöntemle vergi kaçırılıyor. İşçiler düşük ücretli gösteriliyor, kölelik düzeni kalıcı hale getiriliyor.”
Zaman zaman 12 saat çalıştıklarını belirten Yılgın, “Kirada olan, borçlu birçok arkadaşımız var. İşimize geri dönene kadar liman önündeki direnişimizi sürdüreceğiz” dedi.




