Demokratik Birlik İnisiyatifi, Diyarbakır’da “Kurdên Bakur yekîtiya xwe ya neteweyî nîqaş dikin/Kuzey Kürtleri ulusal birliği tartışıyor” konferansı düzenledi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Ali Emiri Salonu’nda yapılan konferansta, Kürtçe’nin Kurmancî ve Kirmanckî lehçelerinde yazılı “Birlik başarıdır” ile “Zaman birlik zamanı” pankartları asıldı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Kürtlerin yaşadığı topraklarda süren savaşların birinci nedeninin ulusal birliğin sağlanmamış olması olduğunu söyledi.
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Rojava’ya dönük saldırılarda Kürtler sokaklarda tek sloganla sesini yükseltti, ‘Yek e, yek e, yek e gele Kurd yek e’ dedi ve masadaki kirli planı altüst etti. Halk tek ses olduğunda, tek ruhla sokaklara çıktığında o planları geriye çekebiliyor. Bunun en iyi örneği Rojava. Yıllardır rejim altında İran’da halk bastırıldı. Ama bugün Rojhilat halkı yeni bir yol istiyor. Kültürüyle, dilliyle, sanatıyla demokratik bir yaşam kurmak istiyor.”
‘Birinci sorumluluk siyasetindir’
Kürtler açısından tek kurtuluşun birlik olduğunun altını çizen Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bugün hepimiz sorumluyuz. Halk sorumluluğunu biliyor. Rojava’da halk sokağa çıktığı zaman, ‘Biz birliğimizi sağladık’ dedi. En büyük sorumluluk şimdi siyasetindir. Halk siyasetçilerin önünde adım atıyor. Halka kulak vermek lazım. Halkın sokakta ne dediğine kulak ve göz kapatmamalıdır. Kürt halkı birliğini sağladığı zaman inanıyoruz ki Kürt halkının statüsü de sağlanmış olacak. Toplumun içinde en büyükten en küçüğe herkesin sorumluluğunu görmeli. Anneler artık çocuklarını toprak altına koyamaz. Bundan sonra özgür bir yaşam, onurlu bir barış olsun. Birinci derdimiz birlik. Birliğimizi sağlarsak hiçbir devlet Kürtlerin önünü kesemez.”
Kürt partilerine çağrı
Diğer Eşsözcüsü Mehmet Kamaç da, Kürtler 20’nci yüzyılda birliğini sağlamadığı için asimilasyon ve katliama maruz kaldığını dile getirerek, şunları söyledi:
“Bu yüzyılda gençleri toprağın altına verdik. Sebebi Kürtlerin birliğinin olmamasıydı. Artık tartışmalardan çıkmamız ve örgütlenmemiz lazım. ‘Siyasi partiler bu çalışmada yer alıyor mu almıyor mu’ diye soruyorlar. Kürtlerin birliği artık tercih meselesi değildir. Her zaman diyoruz ortak bir akıl oluşturalım. Kimi partilerimiz bu çalışmalara dahil olmamış. Partilerin başkanlarına ve eş genel başkanlarına çağrımdır; gelsinler Kürt halkının önünde canlı yayında ulusal birlik için kim ne düşünüyor yüz yüze konuşalım. Kürt halkının hakları bütün partilerin, ideolojilerin üstündedir. Defalarca kapılarını çalıyoruz ‘gelin ulusal birlik çalışması yapalım’ diyoruz. Bu meseleyi konuşurken, hiçbir siyasi partiyi öncelemiyoruz. Önceliğimiz ulusal birliği inşa etme yolunda üzerimize düşen tarihi sorumluluğu yerine getirmektir. Birlik Kürtlerin statü elde etmesinin tek reçetesidir. İnancımız, ideolojimiz, partimiz, hayata bakışımız ne olursa olsun bunlar bizim zenginliklerimiz ama bunlarla birlikte gelin hep birlikte ortak akılla ortak stratejiyle, hedefle birliğimizi inşa edelim.”
Abdullah Öcalan’dan konferansa mesaj: Birlik kongresi acil bir görevdir
Eşsözcülerin konuşmalarının ardından Abdullah Öcalan’ın konferansa gönderdiği mesaj okundu.
Demokratik Birlik İnisiyatifi Sekretaryasından Hilmi Aydoğdu’nun okuduğu mesaj şöyle:
“Değerli katılımcılar,
Bir toplumun varlığını sürdürebilmesi, kendisini çağın gerçeklerine göre dönüştürebilme gücüyle doğrudan bağlantılıdır. Değişmeyen, dönüşmeyen ve kendi iç dinamiklerini demokratik bir zeminde yeniden kuramayan hiçbir toplumsal yapı kalıcı olamaz.
Kürtler ise uzun yıllardır maruz kaldıkları inkar, imha ve baskı politikaları nedeniyle bu dönüşümü doğal seyrinde gerçekleştirme imkanından yoksun bırakılmıştır. Bugün önümüzde duran temel mesele, Kürt toplumunun demokratik modern bir toplum haline nasıl geleceğidir.
Kürtler; tarihi, dili, kültürü ve toplumsal dokusuyla bir gerçektir. Bu gerçekliğin sürdürülebilirliği, siyaset, ekonomi, eğitim, sağlık ve kültürel alanlarda kendi iradesini ortaya koyabilmesine bağlıdır. Bu da ancak güçlü bir siyasal ve toplumsal kurumlaşmayla mümkündür. Demokratik toplum, bilinçli bir inşa sürecini gerektirir. Bu inşa ne şiddetle ne de dayatmayla sağlanabilir. Demokratik siyaset ve hukuk zemininde yürütülen çok yönlü bir toplumsal örgütlenme ile mümkündür. Toplumsallığın, ekonominin, kültürün, dilin ve tarihin demokratik esaslara göre yeniden ele alınması bu sürecin temelini oluşturur. Demokrasi, zorun ve baskının olmadığı yerde yaşam bulur.
Bu nedenle Kürt toplumu, sadece dışa karşı değil, kendi iç ilişkilerinde de demokratik ilkelere dayalı bir yeniden yapılanmayı esas almak zorundadır. Ulus-devletlerle ilişkilerde demokratik çözüm ve müzakereyi savunurken, kendi içimizde de şiddeti değil, demokratik siyaseti ve hukuku esas almalıyız. Demokratik birliğin yolu, demokratik müzakereden geçer.
Kürt halkının en temel sorunlarından biri birlik sorunudur. Bu nedenle demokratik birlik, tarihsel bir zorunluluktur. Kapsamlı bir demokratik birlik kongresinin toplanması, ortak aklın ve ortak iradenin ortaya çıkarılması açısından acil bir görevdir. Kürtler, yaşadıkları ülkelerde demokratik müzakere yoluyla çözüm ararken, kendi aralarındaki sorunları da aynı yöntemle çözmek durumundadır.
Ancak bu sürecin önünde aşiretçi, kabileci ve toplumu parçalayan dar ilişkiler sistemi önemli bir engel olarak durmaktadır. Bu zihniyet, toplumsal yapıyı zayıflatmış ve ciddi tahribatlar yaratmıştır. Bu gerçeklikle yüzleşmeden demokratik birliğin inşası mümkün değildir. İç çatışmalarını geride bırakmış ve karşılıklı saygıya dayalı bir toplumsal atmosferin yaratılması mümkündür. Bunun yolu, demokratik esasların yaşamın tüm alanlarına hakim kılınmasından geçer. Başta siyasal yapılar olmak üzere bu anlayışın adım adım topluma yayılması, önümüzdeki dönemin en önemli görevidir.
Önümüzdeki dönem, Kürt toplumu açısından bir yeniden kuruluş dönemidir. Bu kuruluşun temeli ise demokratik birlik, demokratik siyaset ve demokratik müzakere olacaktır. Bu temelde atılacak her adım, ortak geleceğimizi belirleyecektir.
Hepinizi bitmeyen sevgi ve saygılarımla selamlar
Abdullah Öcalan
İmralı.”
Çiğdem Kılıçgün Uçar: Kürtler kendi iç hukukunu inşa etmeli
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise konferansta yaptığı konuşmada, Kürt dilinin önemine değindi.
Verdikleri mücadele ve emeğin Kürt birliğini sağlayan bir bent olduğunu söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, bu birliğin kapsayıcı olması gerektiğini belirtti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu yüzden biz demokratik birlik kavramını kullanıyoruz. Birlik demokratik olmazsa, başarısızlık olur. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan bir çağrıda bulundu. ‘Biz çok önemli bir şey kazandık. Artık dünyada kimse ‘Kürt, Kürdün dili, kültürü yoktur’ diyemiyor. Biz inkarı ortadan kaldırdık, artık yolumuz özgürlük yoludur’ diyor. Devletin ve iktidarın baskısı altında tutsak kalan Kürt halkı özgürleşmedikçe, diğer halklar özgürleşmez” şeklinde konuştu.
Çağrı sonrası birçok parti ve kurumun bir araya gelerek, tartışma yürüttüğünü dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu Sayın Öcalan’ın yarattığı bir zemindir. Bu zemin bir politik zemindir. Sayın Öcalan şunu söylemek istiyor: ‘Fikirleriniz ayrı olabilir ama Kürt halkının özgürlüğü ayrı ayrı olamaz.’” dedi.
“Devlet bizi hala tanımıyor. Biz devlet hukukunda yer almıyoruz” diyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bize bir hukuk daha gerekiyor. O da Kürtlerin kendi iç hukuku. Bizim de kendi hukukumuz yok. Bu hukuku nasıl inşa edeceğiz? Bir araya geleceğiz, tartışacağız. Eğer biz kendi içimizde demokratik bir hukuk yapamazsak, devletle de hukuksal bir tartışmaya giremeyiz.” ifadelerini kullandı.
‘Ulusal birlik sağlanamazsa eskiden olduğu gibi yine bizi birbirimize kırdırtacaklar’
Sonrasında konuşan Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ohannes Gafur Ohanyan, Ermeni katliamını hatırlattı. Ohanyan, “Bir buçuk milyon Ermeni bu topraklarda katledildi. Tecavüz edildi. Sürüldü. Bu kadim halk bugün yok denecek kadar az. Onların hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Halklar ve uluslar ölçeğinde birlik yanı dünya görüşüne sahip olması düşüncesini taşımıyor. Ulusal birlik sağlanamazsa eskiden olduğu gibi yine bizi birbirimize kırdırtacaklar” dedi.
Rojavalı aydın Doktor Xelil ise, “Eğer birliğimizi sağlayamazsak yine milyonlarca insan ölür. Bunun için birliğimizi sağlamamız şart” dedi. (MA)




