İklim suçları için vicdan mahkemesi
Kıvanç Eliaçık 16 Eylül 2026

İklim suçları için vicdan mahkemesi

İklim suçları için vicdan mahkemesi

 

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını halının altına süpürdüğünde, halk kendi kürsüsünü kurar.

Kolluk kuvveti, hapishanesi ve resmi yaptırımı olmayan bu mahkemeler kendilerine “vicdan mahkemesi” veya “halk mahkemesi” adını veriyor. Vicdan mahkemeleri tanık dinliyor, delil sunuyor ve karar açıklıyor.

Amaç hakikati tarihe geçirmek. Bazen de resmi yargıda adı bile anılmayanların sesini duyurmak.

Russell Mahkemeleri

1966 yılında Bertrand Russell ve Jean-Paul Sartre’ın çağrısıyla toplanan mahkeme ABD’nin Vietnam’da işlediği savaş suçlarını yargıladı.

Mahkemenin resmi yaptırım gücü yoktu. Ama napalm bombalarını ve sivillere dönük saldırıları belgeledi. Kamuoyunda büyük tartışma yarattı. Mahkemeye göre bu savaş sadece askeri bir mesele değil, derin bir ahlak suçuydu.

Bu itiraz ve arayış bir sivil itaatsizlik olarak daha sonra da farklı konu ve tarzlarla devam etti.

70’lerde İtalyan hukukçu Lelio Basso bunu kurumsal ve sürekli hale getirdi. Kurduğu Daimi Halk Mahkemesi, Şili’deki Pinochet darbesinden Filipinler’de çokuluslu şirketlerin işçi haklarını gasp etmesine kadar 50’den fazla davaya baktı. Latin Amerika’daki diktatörlükleri ve arkasındaki uluslararası desteği de yargıladı.

Kadınların kürsüsü

Simone de Beauvoir Russell Mahkemesi’nde jüri üyesiydi. 1976’da Brüksel’de feminist bir vicdan mahkemesine “Kadınlara Yönelik Şiddet İçin Uluslararası Vicdan Mahkemesi”ne öncülük etti.

Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’nda kurduğu askeri cinsel kölelik sistemi, yıllar sonra kadınların tanıklığıyla yine bir Vicdan Mahkemesi’nde yargılandı.

Bu gelenek 2025 yılında Afganistan’da kadınların yaşadığı hak ihlallerine yönelik bir halk mahkemesiyle devam etti.

2016’da Lahey’de toplanan Monsanto Mahkemesi, şirketin insan sağlığına ve çevreye verdiği zararları yargıladı. “Ekokırım” kavramı böylece hukuk tartışmalarına girdi.

2024’te Sri Lanka’da çay tarlalarında kölelik koşullarında çalıştırılan işçiler davacı oldu. Düşük ücret politikası ve sendika düşmanlığı yargılandı.

2009-2014 yılları arasında 5 oturum yapılan Filistin İçin Russell Mahkemesi, İsrail’in işgal politikalarını ve Gazze ablukasını uluslararası hukuk önünde yargıladı. Sonuç raporu BM’ye sunuldu.

En yakınımızdaki örnek 2005’te İstanbul’da toplanan ve Irak’ın işgalini yargılayan Irak Dünya Mahkemesi’ydi. Savaş suçluları için halkın iddianamesi okundu.

En kalın dosya

Şimdi önümüzde sınır tanımayan ve kalın bir dosya var: İklim krizi.

Mevcut hukuk sistemleri doğayı katledenleri yargılamak şöyle dursun, onları koruyan bir kalkana döndü.

İklim suçlarını yargılamak için bir vicdan mahkemesi kurma zamanı geldi.

Bilimsel raporları on yıllardır gizleyen ve halkı aldatan fosil yakıt şirketleri;

Küresel zirvelerde güzel sözler söyleyip,

lkelerine dönünce doğayı yağmalayan politikacılar;

Savaşlarla ekosistemi zehirleyen savunma sanayisi ve bu yıkımı finanse eden bankalar;

artık yargılanmalı.

Karşımızda doğaya ve geleceğe geri dönülemez şekilde zarar veren bir “ekokırım” mafyası var.

İklim için vicdan mahkemesi

Tüm dünyada gözler Birleşmiş Milletler İklim Konferansı’nın (COP31) yapılacağı Antalya’ya çevrildi.

Resmi toplantıların yanı sıra çok sayıda alternatif etkinlik de düzenlenecek. Hazır, Halkların İklim Zirvesi (HİZ) için bir araya gelmişken neden “İklim İçin Vicdan Mahkemesi” kurmuyoruz?

Sanıkları aramak için uzağa gitmeye gerek olmayacak. Gezegeni ateşe veren şirket yöneticileri, boş vaatler veren siyasiler ve suç ortakları zaten orada olacak. VIP salonlarda hazır bulunacaklar.

Dışarıdaysa ürünü yanan çiftçiler, selde evini kaybeden yoksullar, ücreti ve hatta mesleği gasp edilen işçiler ve temiz hava alamayan çocuklar olacak.

Suçun işlendiği yerde bir vicdan mahkemesi kuralım. Mağdurun kürsüsü olsun, tanığın konuştuğu, belgenin sergilendiği, kararın halka açıklandığı bir mecra olsun.

Antalya’da iklim suçları için uluslararası bir vicdan mahkemesi kurmaya var mısınız?

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.