• Ana Sayfa
  • Ekonomi - Emek
  • 10 soruda sermaye piyasalarında fon krizi: Yüksek getiriler, kilitlenen paralar ve soruşturma

10 soruda sermaye piyasalarında fon krizi: Yüksek getiriler, kilitlenen paralar ve soruşturma

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls Portföy’e ait fonların işlemlerini durdururken 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Süreçte dört kişi tutuklandı, çok sayıda kişi hakkında adli kontrol ve mal varlığı tedbirleri uygulandı.

10 soruda sermaye piyasalarında fon krizi: Yüksek getiriler, kilitlenen paralar ve soruşturma
10 soruda sermaye piyasalarında fon krizi: Yüksek getiriler, kilitlenen paralar ve soruşturma
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 21 Eylül 2026 21:12

Sermaye piyasalarında bazı yatırım fonlarının yatırımcıların para çekme taleplerini karşılamakta zorlanmasıyla başlayan süreç, kısa sürede geniş kapsamlı bir soruşturma ve tasfiye sürecine dönüştü. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls Portföy’e ait fonların işlemlerini durdururken 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Süreçte dört kişi tutuklandı, çok sayıda kişi hakkında adli kontrol ve mal varlığı tedbirleri uygulandı. 21 Eylül’de ise Katılımevim paylarındaki işlemlere ilişkin soruşturma kapsamında 15 kişi daha gözaltına alındı.

Peki fon krizi nasıl başladı, hangi fonları kapsıyor, yatırımcıların parası ne olacak ve soruşturma hangi aşamada? İşte 10 soruda sermaye piyasalarında yaşanan süreç:

1. Fon krizi nedir ve hangi şirketleri kapsıyor?

“Fon krizi” olarak adlandırılan süreç, bazı yatırım fonlarında yatırımcıların paylarını nakde çevirmek ve paralarını çekmek istemesiyle başlayan likidite sorunlarının ardından gündeme geldi.

SPK, 17 Eylül’de Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Capital Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy’ün TEFAS’ta işlem gören tüm fonlarını alım ve satıma kapattı. Kurul, bu şirketlere ait toplam 131 fonun tasfiyesine karar verdi.

Tasfiye kapsamındaki fonların toplam büyüklüğü kaynaklara göre 800 milyar liranın üzerinde bulunuyor. Süreçten yüz binlerce yatırımcının etkilendiği bildiriliyor. Financial Times ise tasfiye kapsamındaki fonların yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırımı ve 500 bin hesabı ilgilendirdiğini aktardı.

2. Krizin büyüklüğü ne kadar, kaç yatırımcı etkileniyor?

Tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü 800 milyar liranın üzerinde. SPK’nin açıklanan tasfiye usul ve esaslarına ilişkin bilgilerde 131 fonun toplam büyüklüğünün yaklaşık 827 milyar lira olduğu belirtilirken, farklı hesaplamalarda daha yüksek rakamlar da veriliyor.

Etki alanı yalnızca doğrudan fon yatırımcılarıyla sınırlı değil. Fonların yoğun biçimde yatırım yaptığı bazı hisselerde yaşanan hareketlilik, Borsa İstanbul pay piyasasına da yansıdı.

Buna karşın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaşanan sürecin fon piyasasının tamamına yayılan bir sorun olmadığını belirterek, fon piyasasının yüzde 90’ının normal şekilde çalışmaya devam ettiğini ve genele yayılmış sistemik bir risk bulunmadığını söyledi.

3. Kriz nasıl başladı?

Sürecin merkezinde bazı fonların düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde yoğunlaşan pozisyonları ve bu hisselerde ortaya çıkan yüksek fiyat hareketleri bulunuyor.

SPK, 18 Eylül’de yaptığı açıklamada, 2025’in son çeyreğinden itibaren özellikle bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları üzerinden, fiili dolaşım oranı düşük hisselerde şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerinin gözlemlendiğini açıkladı.

Süreçte ilk önemli kırılma Pusula Portföy’de bazı fonların yatırımcıların geri alım taleplerini karşılamakta zorlanmasıyla yaşandı. Ardından Tera Portföy fonlarında da ödeme güçlüğü gündeme geldi.

Fonların nakit yaratmak için ellerindeki hisseleri satmak zorunda kalabileceği endişesi piyasaya yayıldı. 16 Eylül’de BIST 100 endeksinde devre kesici uygulandı ve çok sayıda hissede sert düşüşler yaşandı.

4. Fonların yüksek getirileri nasıl oluştu?

Soruşturmanın ve düzenleyici incelemelerin merkezindeki mekanizmalardan biri, düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde yüksek oranlarda pozisyon alınması.

Basitleştirildiğinde tartışılan mekanizma şöyle işliyor:

Fon düşük dolaşımlı hisseleri yoğun biçimde alıyor → hissenin fiyatı yükseliyor → fonun açıklanan değeri ve getirisi artıyor → yüksek getiri yeni yatırımcıların ilgisini çekiyor → fona yeni para giriyor → fon yeniden hisse alıyor.

Bu yapı, hisse fiyatındaki yükseliş ile fonun değer artışının birbirini beslediği bir döngü oluşturabiliyor.

Bunun dikkat çeken örneklerinden biri Tera Portföy Birinci Serbest Fon oldu. Fonun 2025 yılı getirisi yüzde 4.233,60 olarak gerçekleşti. Fonun yatırımcı sayısı yıl başındaki 11 kişiden yıl sonunda 43 bin 228’e, toplam fon değeri ise 889 milyon liradan 35,3 milyar liraya yükseldi. Bu veriler fonun kendi 2025 faaliyet raporunda yer aldı.

Aynı raporda TLY’nin 2025 getirisi yüzde 4.233,59 olarak gösterilirken BIST 100 endeksinin aynı karşılaştırmada yüzde 13,05 getiri sağladığı belirtildi.

5. Pusula Portföy ve Gündoğdu Gıda işlemleri ne gösteriyor?

Pusula Portföy’ün Gündoğdu Gıda (GUNDG) hisselerindeki işlemleri de süreçte dikkat çeken örneklerden biri oldu.

KAP’a yansıyan kayıtlara göre Pusula Portföy’ün yönettiği fonlar 18 Ağustos 2026’da GUNDG hisselerinde 1.593-1.816 lira fiyat aralığından 94 bin 785 nominal tutarlı alış işlemi gerçekleştirdi. İşlemler sonucunda fonların Gündoğdu Gıda sermayesindeki toplam payı yüzde 38,4371’den yüzde 38,6699’a çıktı.

Söz konusu işlemler, düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde fonların yüksek oranlarda pozisyon almasının piyasa açısından oluşturabileceği risklerin tartışılmasına neden oldu.

SPK de 18 Eylül tarihli açıklamasında, belirli fonların düşük fiili dolaşımlı hisselerde şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açtığının 2025’in son çeyreğinden itibaren gözlemlendiğini bildirdi.

6. SPK ve Borsa İstanbul ne yaptı?

SPK’nin müdahalesi 17 Eylül’de geldi.

Kurul, yedi portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonlarının alım ve satımını durdurdu ve 131 fonun tasfiye edilmesine karar verdi. Tasfiye sürecinde Tera Portföy fonları için Türkiye İş Bankası, diğer altı portföy şirketinin fonları için ise Ziraat Bankası görevlendirildi.

SPK ayrıca 28 Ağustos’ta Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’de kapsamlı değişiklikler yaptı. Kurul, 18 Eylül’de yayımladığı açıklamada bu değişikliklerin arka planında düşük fiili dolaşımlı hisselerdeki olağandışı fiyat hareketlerinin bulunduğunu belirtti ve düzenlemelerden birinin fonlar üzerinden manipülasyon imkanını sınırlandırmak olduğunu açıkladı.

7. Tasfiye sürecini kim yönetecek, yatırımcıların parası nasıl ödenecek?

Tasfiye edilen fonların varlıklarının nakde çevrilmesi ve elde edilen tutarın yatırımcılara payları oranında aktarılması planlanıyor.

Tera Portföy fonlarının tasfiye sürecini Türkiye İş Bankası, diğer altı portföy şirketine ait fonların tasfiye sürecini ise Ziraat Bankası yürütecek.

SPK, 21 Eylül’de tasfiye süresine ilişkin yeni bir karar aldı. Daha önce azami üç ay olarak belirlenen süre altı aya çıkarıldı. Kurul, bu değişikliğin fon portföylerinin yapısı ve piyasa koşulları dikkate alınarak varlıkların mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesi amacıyla yapıldığını açıkladı. Ancak altı aylık sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini de belirtti.

Yatırımcıların elde edeceği tutar ise tasfiye sırasında fon varlıklarının hangi değerlerden nakde çevrileceğine bağlı olacak.

8. “Bankerler Skandalı” benzetmesi neden yapılıyor?

Yaşanan süreç bazı değerlendirmelerde 1980’lerdeki Bankerler Skandalı ile karşılaştırılıyor.

1980’lerde yüksek faiz ve yüksek getiri vaatleriyle çok sayıda küçük tasarruf sahibinden para toplanması, sistemin ödeme güçlüğüne girmesi ve yatırımcıların birikimlerini kaybetmesi Bankerler Skandalı’nın temel özellikleri arasında yer aldı.

Bugünkü süreçte de yüksek getirili bazı fonların çok sayıda yatırımcı çekmesi ve daha sonra likidite sorununun ortaya çıkması nedeniyle bu tarihsel benzetme yapılıyor.

Ancak iki dönem arasında hukuki, finansal ve kurumsal açıdan önemli farklılıklar bulunuyor. Bu nedenle “Bankerler Skandalı” benzetmesi bir değerlendirme ve karşılaştırma olarak ele alınıyor; mevcut soruşturmanın hukuki niteliğini tek başına belirlemiyor.

9. Soruşturmanın adli boyutunda ne yaşandı?

Süreç yalnızca SPK’nin tasfiye kararlarıyla sınırlı kalmadı ve adli soruşturmaya dönüştü.

SPK, 17 Eylül’de Katılımevim (KTLEV), Gündoğdu Gıda (GUNDG) ve Destek Finans Faktoring (DSTKF) paylarında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle çok sayıda kişi hakkında Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107/1. maddesi kapsamında suç duyurusunda bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada dört kişi tutuklandı. Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ile Destek Holding sahibi Altunç Kumova da tutuklanan isimler arasında yer aldı. Ayrıca çok sayıda kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve mal varlığı tedbirleri uygulandı.

19 Eylül’de soruşturmanın kapsamı genişledi. Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ile Emre Alkin ve Kerem Alkin gözaltına alınan isimler arasında yer aldı. Tera Yatırım yöneticileri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan hakkında da gözaltı işlemi yapıldı.

21 Eylül’de ise Katılımevim paylarındaki işlemlerle ilgili yeni bir operasyon düzenlendi. 25 kişi hakkında adli işlem başlatılırken 15 kişi gözaltına alındı.

Başsavcılık ayrıca mali incelemenin kapsamını genişleterek Pusula Finans Holding, Tera Yatırım Menkul Değerler, Hedef Holding ve Bulls Yatırım Menkul Değerler ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerinin 2024’ten bu yana gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile diğer hesap hareketlerinin incelenmesini istedi. İncelemeye yöneticilerin birinci derece yakınlarının mali hareketleri de dahil edildi.

10. Mehmet Şimşek daha önce ne söylemişti?

Fonlar üzerinden gerçekleştirilen işlemlerle ilgili tartışmalar yeni krizden önce de gündeme gelmişti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025’te Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nde yaptığı konuşmada bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini söylemişti.

Şimşek, “Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda da düzenleme ihtiyacının farkındayız” derken, manipülasyonla mücadelenin güçlendirileceğini belirtmişti.

SPK’nin 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında da 2025’in son çeyreğinden itibaren bazı fonların düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde ekonomik gerçeklik ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açtığının gözlemlendiği belirtildi. Kurul, 28 Ağustos’taki Fon Rehberi değişikliklerinin hazırlanmasında bu tespitlerin de dikkate alındığını açıkladı.

Bundan sonra ne olacak?

Fon krizinde üç süreç aynı anda ilerliyor: 131 fonun tasfiyesi, sermaye piyasalarındaki işlemlere ilişkin adli soruşturma ve SPK’nin fonların işleyişine yönelik yeni düzenlemeleri.

Tasfiye süresinin altı aya çıkarılmasıyla birlikte fonlardaki varlıkların daha uygun piyasa koşullarında nakde çevrilmesi için daha uzun bir zaman tanınmış oldu. SPK, sürecin altı ay sürmesinin zorunlu olmadığını özellikle belirtti.

Adli soruşturmada ise yeni gözaltılarla birlikte para ve mal varlığı hareketlerinin incelemesi genişliyor. Dolayısıyla yatırımcıların ne kadarının, hangi süre içinde ve hangi tutarda parasına ulaşabileceği; tasfiye sırasında fon varlıklarının hangi değerlerden nakde çevrileceği ve soruşturmanın sonunda hangi işlemlerin hukuken nasıl değerlendirileceği önümüzdeki dönemin temel başlıkları olacak.