Ankara’daki NATO Zirvesi liderler arası temaslar, küresel yayın kuruluşlarının ana gündem maddesini oluşturdu.
ABD merkezli Fox News kanalı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ı sıcak ve samimi şekilde karşılamasını öne çıkararak iki isim arasındaki yakın görüntülerin dikkat çekici olduğunu aktardı.
CNN International ise savunma sanayisi başlıklarına odaklandığı yayınlarında, Trump’ın Türkiye’ye F-35 savaş uçağı satışı konusunda yakın zamanda karar verileceğini söylediğini bildirdi. Kanal ayrıca, Rus yapımı hava savunma sistemi alımı nedeniyle Türkiye’ye uygulanan yaptırımların kaldırılabileceğine yönelik Trump’ın verdiği olumlu mesajları ekranlarına taşıdı.
NBC News haberlerinde Trump’ın NATO’ya yönelik eleştirel tutumunu sürdüğünü kaydederken, Yunanistan’ın SKAI televizyonu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump’ın görüşmesini canlı yayınlayan Alman Welt televizyonu, Ankara’nın diplomatik denge siyasetine vurgu yaptı.
Welt, Türkiye’nin hem Ukrayna hem de Rusya ile temas kurabilen ender ülkelerden biri olarak uluslararası diplomasideki kilit rolünün altını çizdi.
“Türkiye NATO için vazgeçilmez hale geldi”
Katar merkezli Al Jazeera, Trump’ın bölgesel krizlere ilişkin açıklamalarını ön plana çıkararak, ABD Başkanı’nın Türkiye’nin İran yönetimini yakından tanıdığı ve kriz yönetiminde önemli bir aktör olduğu yönündeki ifadelerine dikkat çekti.
İngiliz The Guardian gazetesi, Trump’ın Grönland konusundaki çıkışlarını zirvede de sürdüğünü yazarken, İran savaşıyla ilgili “NATO beni hayal kırıklığına uğrattı” sözlerini hatırlattı. ABD merkezli Politico ise Avrupalı müttefiklerin Trump’ın zirveye yeni uzlaşılar sağlama hedefiyle geldiğini düşündüğünü ancak ABD Başkanı’nın askeri ittifaka bağlılığı konusunda yeniden soru işaretleri oluşturduğunu aktardı.
Fransa basınından Les Echos gazetesi, Türkiye’nin Avrupa’nın yeniden silahlanma planlarında kilit bir tedarikçi haline gelerek askeri ve diplomatik dengelerin merkezinde yer alma hedefini güçlendirdiğini yazarken, Le Monde gazetesi ise analizinde “Türkiye NATO için vazgeçilmez hale geldi” değerlendirmesiyle Ankara’nın stratejik öneminin arttığını vurguladı.
Rus basınından askeri bütçe krizi ve Türkiye analizi
Zirveyi yakından takip eden Rus basını da Ankara’daki buluşmayı mercek altına aldı.
Komsomolskaya Pravda gazetesi, ittifakın askeri bütçe krizleri ve Trump’ın baskısı nedeniyle en formsuz dönemini geçirdiğini yazdı. Analizde, İran gerilimi ve Rusya ile kurulan dengeli bağlar sebebiyle ev sahibi Türkiye’nin kilit rolüne dikkat çekildi. Gazete; Soğuk Savaş gölgesinde büyüdüklerini belirten NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Ukrayna’ya yönelik taahhütlerden geri adım atılmaması, askeri üretimin ortaklaşa artırılması ve savunma harcamalarının yükseltilmesi çağrılarına yer verdi.
Rusya Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Kıdemli Araştırmacısı Prohor Tebin ise Avrupa’nın Trump’ı geleneksel askeri-politik etkileşim zeminine geri döndürmeyi çok istediğini, Trump’ın son G7 toplantısındaki tutumunun da işbirliğine açık olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Ukrayna’ya 140 milyar avroluk dev askeri destek paketi
Rus haber ajansı TASS, zirvede liderlerin konuşma sürelerinin kısıtlı olmasının kritik kararların daha önce Brüksel’de kapalı kapılar ardında alındığına işaret ettiğini aktardı. Ajansın Brüksel kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre, sonuç bildirgesinde üye ülkeler savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ine çıkarma sözünü yineleyecek.
Ukrayna’ya yapılacak uzun vadeli askeri yardımın mali sınırlarını açıklayan Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise AB’nin daha önce söz verdiği 60 milyar avroluk silah yardımı da dahil olmak üzere, 2026-2027 yılları için Ukrayna’ya toplamda 140 milyar avroluk bir askeri yardım paketi öngörüldüğünü duyurdu.
“NATO 3.0” dönemi ve nükleer risk uyarısı
Russia Today’de Dmitry Trenin imzasıyla yayınlanan analizde ise Trump’ın uyguladığı politikaların ittifak bünyesinde köklü bir iç dönüşüm başlattığı belirtildi.
ABD Ulusal Savunma Stratejisi’nin Rusya meselesini idare etme görevini Avrupa’nın sırtına yüklediği ifade edilen analizde, bu yeni dönemin Moskova tarafından “NATO 3.0” olarak görüldüğü ve 1945 yılından beri ilk kez Avrupa’nın kendileri için doğrudan bir düşman haline geldiği yorumu yapıldı.
Trenin, Batılı siyasilerin Ukrayna’ya sağladıkları uzun menzilli dronlar ve füzelerle Rusya’yı büyük bir güç olmaktan çıkarıp tamamen yok etmeyi hedeflediklerini belirterek, Avrupa düşünce yapısının en temel kusurunun Rusya’nın elindeki nükleer ve ağır konvansiyonel cephaneliği kullanmaktansa yenilmeyi kabul edeceğine inanması olduğunu vurguladı.




