• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Atölyelerde, sınır boylarında: Bayram mülteci çocuklara ulaşmıyor

Atölyelerde, sınır boylarında: Bayram mülteci çocuklara ulaşmıyor

Atölyelerde, sınır boylarında: Bayram mülteci çocuklara ulaşmıyor
  • Yayınlanma: 23 Nisan 2026 08:16
  • Güncellenme: 23 Nisan 2026 08:51

TÜİK’in son yayınladığı verilere göre 981 bin çocuk, iş yerlerinde ücretli olarak çalışıyor. Bu sayı içinde iş arayan çocuklar da var. Ama bu veri aktif çalışan toplam çocuk sayısını yansıtmıyor. Kayıt dışı halde, merdiven altı atölyelerde veya tarım işkolunda çalışan çocuklar istatistiklere bile giremiyor. TÜİK verilerinde 15 yaş altı çalışan çocukların bilgisi zaten bir dönemdir yok. Çocuk işçiliğin en görünmez yüzü ise mülteci çocuklar. Bütün dünya çocuklarına armağan edilen 23 Nisan bayramı, onların çalıştığı atölyelere hiç uğramıyor.

Bodrumun üstü bayram, altı bali kokusu

İlk üç fotoğrafımız Işıkkent Sanayi sitesinden. Bunları 2024 yazında İzmir’de çekmiştim.

Bodrum katlarda, izbe atölyelere ışık sızan küçük pencerelerin altında genç ciğerler ağır ağır sönüyor. Çıplak elle yapıştırıcı sürülen ayakkabı tabanları suni deriden sayalara monte ediliyor. Atölyeler bali kokusundan geçilmiyor. Baş döndüren ağır bir koku bu ve ne yazık ki çocuklar için madde bağımlılığına kapı açıyor. Burada çalışan çocuk işçilerin yüzde 90’ı mülteci çocuklar. Çalışma koşulları ilerleyen yaşlarda ağır kas hatalıklara yol açıyor. Onlar okul yüzü de göremiyor.


Hemen her atölyede yanıcı, patlayıcı tiner bidonları mevcut. İşçi sağlığı ve iş güvenliği adına uyarıcı tabela görmek mümkün değil. Elyaf, bez, saya ve plastik taban yığınağı yangınlara davetiye çıkarıyor. Atölyeler dayanılmaz sıcak olduğu için çocuk işçiler üstü çıplak çalışıyor. Mekanik fırınlar ve içinde ısıtılarak yapıştırılan ayakkabılar sıcaklık derecesini daha da ağırlaştırıyor.

İşlemi tamamlanan kırmızı spor ayakkabılar en son kalıplara alınıyor. Ama bunun için ayrı bir bekletme/havalandırma odası yok. Çocuklar iş yetiştirmek için inanılmaz bir hızla çalışmak zorundalar. Rafların arasından bazen başları çıkıp kayboluyor. Tavanda büyük pervane yok. Sadece kendini serinletmeye yeter küçük bir vantilatör göze çarpıyor. Kaldı ki pervane de zehirli havaya çözüm değil. Uzmanların verdiği bilgiye göre pervaneler sadece zehirli havanın dolaşımını sağlıyor. Kesin çözüm ise modern soğurma ve tahliye makineleri. Ki o da maliyetten sayıldığı için atölyelerde bulunmuyor. 23 Nisan bu tür atölyelerde tatil günü değil, kayıt dışı çalıştırılan çocuk işçiler için gerekli denetimler de yapılmıyor.

Sınır boylarında umut bekleyen çocuklar

Son fotoğrafımız Pazarkule’den. Sınırın açılacağını söyleyip mültecileri Edirne sınırına yığan bir göç politikasının mağdurlarıydı onlar. Meriç Nehri’nin yanı başında denklanşörüm yakaladı onları. Suriye, Afganistan, Irak, Cezayir’den gelip Avrupa’ya geçmek isteyen mülteci çocuklardı onlar. Yaktıkları bir bayram ateşi olsaydı keşke. Ama değil. Soğuktan çatlamış küçük parmaklarını ısıtmak için yakılmış bir lastik ateşiydi bu.

Ve bugün, İran ve Lübnan’dan sonra, savaş ortamı daha nicelerini sınır boylarına sürüyor. Bayramın adı barış; bayramın neşesi sadece yurduna, okuluna dönebilme umudu o çocuklar için.
23 Nisanlarda mülteci çocuklar unutulmasın.