Avrupa ülkeleri, belirli koşulların sağlanması halinde Hürmüz Boğazı’ndan yapılan geçişler için ücretlendirme uygulanmasına olumlu yaklaşabileceklerini değerlendiriyor. Geçiş ücretinin zorunlu olmaması ve uluslararası denizcilik kurallarına uygun şekilde düzenlenmesi, bu yaklaşımın temel şartları arasında yer alıyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta gerçekleştirdiği saldırıların ardından İran, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi hareketliliğini büyük ölçüde durdurmuş ve bu durum küresel enerji piyasalarında kriz riskini artırmıştı.
Beyaz Saray, Tahran yönetiminden Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin savaş öncesindeki seviyeye dönmesini ve geçişlerden herhangi bir ücret talep edilmemesini istiyor. Ancak İran yönetimi, müzakerelerin başlangıcından bu yana boğaz üzerindeki kontrol ve yetkilerinden vazgeçmeyeceğini belirtiyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bugün Umman’da Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile yapacağı görüşmede Hürmüz Boğazı’nın durumu ve bölgedeki deniz taşımacılığının güvenliği ele alınacak. İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığı bilgilere göre görüşmenin ana başlıklarından biri, bölgedeki deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanması olacak.
İran ve Umman yönetimleri, Hürmüz Boğazı’nın yönetimi konusunda işbirliği yürütüyor. Tahran yönetimi daha önce geçişlerin ücretlendirilmesi konusunda Umman ile ortak çalışmalar yapıldığını açıklamıştı. Ancak Umman, zorunlu bir ücretlendirme sistemine destek vermediğini duyurmuştu.
İngiliz gazetesi Guardian’ın haberine göre Avrupa ülkeleri, zorunlu bir geçiş ücreti uygulaması yerine, Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün kurallarına uygun ve gönüllülük esasına dayalı bir sistem oluşturulması halinde bu seçeneğe sıcak bakıyor.
Birleşik Krallık Başbakan Yardımcısı David Lammy, daha önce zorunlu geçiş ücretlerine karşı olduğunu açıklamıştı. Ancak Guardian diplomasi editörü Patrick Wintour’un değerlendirmesine göre, Birleşik Krallık hükümetindeki bazı isimler deniz güvenliği ve seyrüsefer hizmetleri kapsamında oluşturulabilecek ücretlendirme modellerinin uygulanabilir olabileceğini düşünüyor. Haberde bazı Avrupa ülkelerinin de benzer seçenekleri değerlendirdiği aktarılırken, bu ülkelerin isimlerine yer verilmedi.
Umman yönetiminin ise Britanyalı hukuk uzmanlarıyla birlikte Malakka Boğazı’ndaki uygulamadan esinlenen bir model üzerinde çalıştığı belirtildi. Hazırlanan yaklaşımda, gemilerden zorunlu geçiş ücreti alınması yerine deniz güvenliğinin artırılması, çevrenin korunması, kirlilik risklerinin azaltılması ve acil durum hazırlıklarının desteklenmesi gibi hizmetler için gönüllü katkı mekanizması oluşturulması planlanıyor.
Arakçi ile Busaidi arasındaki görüşmede bu modelin de gündeme gelebileceği belirtiliyor. İran’ın Londra Büyükelçiliği’nde görev yapan yetkililerin, bağımsız uzmanlar tarafından hazırlanan benzer çalışmalara ilgi gösterdiği aktarılıyor.
Bölgede Hürmüz Boğazı’nın geleceğine ilişkin İran içinde de farklı değerlendirmeler bulunuyor. İran Devrim Muhafızları içindeki daha sert kanat, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla uluslararası hukukun ihlal edildiğini savunarak Tahran’ın Hürmüz Boğazı konusunda uluslararası deniz hukuku kurallarıyla sınırlı hareket etmek zorunda olmadığını düşünüyor. Daha ılımlı çevreler ise küresel anlaşmaların dikkate alındığı ve uluslararası işbirliğini temel alan bir yaklaşımı destekliyor. (Independent Türkçe, Guardian, Reuters)



