İran rejiminin 40 yıl önce idam ettiği oğlunun kemiklerini almak için uzun yıllardır hukuk mücadelesi veren Daye Salma, geçtiğimiz günlerde oğlunun naaşına ulaştı.
Yıllarca süren bekleyişin, acının ve adaletsizliğin bir yansıması olarak Salma, oğlunun kafatasını bir taç gibi başına takarak yaşadığı trajediyi ve direnişi simgeledi.
MA’da yer alan habere göre Dilan Azizmoradi, Daye Salma’nın hikayesinin sadece bir annenin hikayesi olmadığını belirterek, bu görüntünün Kürtlere yönelik baskı ve kimlik inkârını simgelediğini vurguladı:
“İran İslam Cumhuriyeti’nin iktidara geldiği ilk yıllardan beri, Kürt halkının haklarını tanımak yerine güvenlik önlemleri, tutuklamalar, infazlar ve yok etmelerle karşılık veren ve birçok aileyi hapishanelerde ve mezarlıklarda mahsur bırakan politikalar. Sanki bu politikaların mantığında, Kürt kimliğiyle yaşamak yazılı olmayan bir suç haline gelmiş gibi.”
Böyle bir yaklaşım karşısında Peşmerge’nin, Kürtlerin kolektif hafızasında sadece bir askeri güç değil; kimliği, dili, toprağı ve insan onurunu savunmanın bir sembolü olduğunu söyleyen Dilan Azizmoradi, Peşmerge’nin aynı zamanda Kürtlerin başındaki taç olduğunu ifade etti.
Dilan Azizmoradi, Peşmerge’nin yıllarca süren kimlik inkârına, yapısal ayrımcılığa ve kültürel ve siyasi haklardan mahrum bırakılmaya karşı bir yanıt olduğunu belirterek, “Bir ulusun tarihsel acılarından şekillenmiş bir yanıt” ifadesini kullandı ve şunları ekledi:
“İslam Cumhuriyeti’nin Kürdistan’a yönelik politikaları, on yıllarca güvensizlik, merkeziyetçilik ve etnik ve kültürel çeşitliliğin inkârına dayanmıştır. Kürt halkının kültürel, dilsel ve siyasi haklarını kabul etmek yerine, Kürt kimliğini marjinalleştirmeye ve taleplerini susturmaya çalışan bir politika. Ancak tarihsel deneyim, bir ulusun kimliğinin baskıyla yok edilemeyeceğini ve bir ulusun taleplerinin sonsuza dek göz ardı edilemeyeceğini göstermiştir.”
Bir ulusun mücadele hikayesi
“Bu nedenle, bölge halkının kolektif hafızasında Peşmerge sadece bir unvan değil, inkâr ve adaletsizlik politikalarına karşı direnişin bir sembolüdür. Bu coğrafyanın başına takılan taç altından yapılmamıştır; o, kimliklerini ve onurlarını korumak için yıllarca bedel ödeyen Daye Salma gibi annelerin çektiği acılardan şekillenmiştir.
Daye Salma’nın hikayesi sadece bir annenin trajedisi değil; kimliğinin, dilinin ve haklarının tanınması için on yıllardır mücadele veren bir ulusun hikayesidir. Bugün yaşananlar, hiçbir yönetimin bir halkın kimliğini inkâr ederek onun sesini sonsuza dek susturamayacağının en somut hatırlatıcısıdır.”




