Deprem kentinden çalışmaya gittiler yanarak can verdiler: Gurbetçi işçilerin hakları ne olacak?

Deprem kentinden çalışmaya gittiler yanarak can verdiler: Gurbetçi işçilerin hakları ne olacak?
  • Yayınlanma: 17 Ağustos 2026 09:33

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da çalışan Samandağ’lı 4 berber emekçi, 17 Temmuz 2026 tarihinde yanarak yaşamını yitidi. El Nesim Mahallesi’nde, işçilerin topluca barındığı evde çıkan yangının elektrik kontağından çıkmış olabileceği üzerinde duruluyor. Çıkan yangın sonucunda gurbetçi işçiler Erkan Bent, Salih Çakır, Sinan Çay ve Ali Şahin Elma hayatını kaybetti. Türkiye’ye getirilen cenazeler ailelerinin gözyaşları eşliğinde memleketleri Samandağ’da defnedildi.

17 Ağustos depreminde mağdur olan ailelerine destek olmak için Arabistan’da alın teri döken emekçilerin hakları ne olacak? Samandağ’da işçilerin aileleriyle konuştuk.

‘Eşi hamileydi, çocuk bekliyor

İş cinayetinde yaşamını yitiren Sinan Çay’ın babası Evzel Çay (67), “Oğlum 35 yaşındaydı. On üç senedir Suudi Arabistan’da çalışıyordu. Yangın elektrik tesisatından çıkmış diyorlar. Otopside bize gelen bir netice henüz yok. Sinan iki yıllık evliydi. Eşi hamileydi, çocuk bekliyor” diye konuştu.

Günlerce cenazenin gelmesini beklediklerini belirten Evzel Çay, “Beklemek de büyük acı. Otuz bin riyal tabut parası istemişler. Cenazeden sonra da hemen o tabutları alıp gittiler. Allah’a havale ediyorum” ifadelerini kulandı.

Olayın şokunu atlatamadıklarını söyleyen Evzel amca, “Henüz dava açmadık. Kendimizde değiliz. Doğrusu avukatlara da pek güvenim yok. Ben de 12 yıl Suudi Arabistan’da çalıştım. Türkiye’ye geldiğimde burada çalışayım diye bir tekne satın aldım. Ama beni dolandırdılar, tekneme el koydular. Avukatlar da işi doğru düzgün takip etmedi. Şimdi oğlumun durumu ne olacak? Cep telefonunu getirdiler, ne var içinde bilmiyorum. Ne kadar parası vardı, alacağı var mıydı, onu da bilmiyoruz. Avukat tutacak gücümüz de yok zaten. Galiba Arabistan’da parça başı çalışıyorlarmış. Yangında patronun da yeğeni öldü. Cenazeye Valilikten, resmi makamlardan insanlar geldi. Soruşturma ne aşamada bilmiyoruz. Bize bu konuda açıklama yapan daha olmadı. Biz de olayın şokundayız” şeklinde konuştu.

Kronik hastalıkları olduğunu da ekleyen Evzel Çay, “Bypass ameliyatı oldum, ciğerlerim de kötü. Vücudumda şişkinlik oluyor. Hastanede randevu alamıyorum. Gidiyorum geliyorum sonuç yok. Halimiz böyle” diye sitem etti.

‘Depremde evimiz ağır hasar aldı, abim destek oluyordu’

Yangında hayatını kaydeden Erkan Bent’in kardeşi Burhan Bent, “Abim 44 yaşındaydı, bekârdı. On sekiz yaşından beri Suudi Arabistan’da çalışıyordu.  17 Ağustos depreminde evimiz ağır hasar aldı. İki göz odaya yerleştik, TOKİ çekilişini bekledik. Bu dönemde rahmetli abim bize destek oluyordu. Şimdi bir kardeşim işsiz, geçinmek de ayakta durmak da hayli zor” diye konuştu.

Yangın anında evde 6 veya 7 kişinin yattığını belirten Bent, “Elektrik kontağından çıkmış diyorlar. İşlemler tam ne aşamada bilmiyoruz. Suudi Arabistan’da oturum ve çalışma izni almak için kefil bulmak şart. Suudi kefil kimdi, sorumluluğu nedir, haklarımız nelerdir, ne talep etmeliyiz daha öğrenemedik. İçerde ne kadar alacağı vardı bilmiyoruz. Hala olayın şoku içindeyiz. Otopsi raporu da bize gelmedi” ifadelerini kullandı.

‘Babası da dedesi de kendisi gibi 17 Temmuz tarihinde ölmüştü’

Hayatını kaybeden gurbetçi işçilerden Salih Çakır’ın dayısı Metin Cabburoğlu da sorularımızı yanıtladı:

“Salih 34 yaşındaydı. Bekârdı ve bir kardeşi vardı. Altı yıldır Arabistan’daydı, dayısının berber dükkânında çalışıyordu. Rahmetlinin babası da yıllar önce yine bir 17 Temmuz günü hayatını kaybetti. Tıpkı kendisi gibi babası da Arabistan’da çalışıyordu. Yangının çıktığı mahallede, aynı yerde trafik kazasında ölmüştü. Salih’in babası da gurbet işçisiydi, lokantada çalışıyordu. Ne gariptir; Salih’in dedesi de bir 17Temmuz tarihinde hayatını kaybetmiş…”

17 Ağustos depremine de değinen Cabburoğlu, “Depremde evhasar gördü, TOKİ kısmet olmadı. Salih’in yaptırdığı ev de yıkıldı. Sözün bittiği yerdeyiz. Hatay’dan gurbete giden insanların yüzde 90’ı borçlu gitti. Misal bunlar kredi çektiler, malzeme almaları gerekiyordu, bir de sigorta durumu var. Bu insanların yakınlarına devlet yardım ederse iyi olur” ifadelerini kullandı.

Diğer yakınlardan farklı olarak Metin Cabburoğlu, yeğeninin otopsi raporunun çıktığı bilgisini verdi. Fakat raporu henüz inceleyemediklerini belirtti. Suudi Arabistan’da kafala (kefillik) sistemini de hatırlatan Cabburoğlu, “Teminat sistemi varsa, Suudi kefil üzerine düşeni yapmalı herhâlde” diye konuştu.

Kafala sisteminde iş cinayetlerinden doğan haklar buhar ediliyor

Suudi Arabistan’da evrensel iş hukuku geçerli değil. Ülkeye dışarından getirilen göçmen işçi sayısı 12 milyon civarında. Türkiye gibi yabancı ülkelerden gelen işçilerin ise mutlaka bir kefil göstermesi gerekiyor. Bu kefilin Suudi vatandaş veya şirket olması şarta bağlanmış. Uyuşmazlık veya hak gaspı durumunda gurbetçi işçiler değil kefillerin görüşü referans alınıyor. Bu durum çoğu zaman işçileri mağdur ederken kazanılmış haklar da buhar ediliyor. İş cinayeti olduğunda da aileler bu bariyere takılıyor.

Kökleri Suudi Arabistan’da atılan bu acımasız çalışma sistemi bir prototip olarak Körfez Arap ülkelerine de yayılmış durumda. Hatay’da, babadan oğula geçen gurbetçi işçilik, her defasında kafala sisteminin cenderesi arasına sıkışıyor. Samandağ’dan Arabistan’a uzanan bu iş cinayeti öyküsünde, işçi yakınlarını zorlu bir hukuk mücadelesi bekliyor. Aileler bu zorlu süreçte; hukukçuların, sendikaların ve yetkililerin seslerini duymasını istiyor.