Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) tarafından “Diyarbakır Yerel Hizmetleri İzleme Ağı Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar Yolunda Diyarbakır” başlığıyla toplantı düzenlendi. Toplantıya DEM Parti, CHP, DEVA Parti milletvekilleri Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri, meslek odaları, akademisyenler ve yerel yönetim alanında çalışan çok sayıda kişi katıldı.
DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Azizoğlu’nun açılış konuşmasının ardından söz alan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun, yerel yönetimlerin rolü ve bölgesel kalkınma politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu tür programların hem Büyükşehir Belediyesi hem de kent açısından büyük önem taşıdığını belirten Hatun, 5 yıllık stratejik planın ortak akılla hazırlandığını vurguladı. Hatun bu sürecin tüm katılımcılarının kentte yer alan kurumlar olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşamın her alanına dair planlamaları birlikte yaptık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Devletin de şehir için 5 yıllık planları var, biz bunları da dikkate aldık. Kültürden sanata, ekolojiden çocuk alanlarına kadar eksikleri tespit ederek planlamayı buna göre oluşturduk.” Planlamanın tamamlanmış olmasına rağmen asıl tartışılması gerekenin uygulama süreci olduğunu ifade eden Hatun, “2025’ten 2029’a kadar olan stratejik planlamamızı yaptık. Planın içeriğine dair arkadaşlarımız sizlere detaylı bilgi verecek. Katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından ilk oturumda akademisyen Dr. Cuma Çiçek, “Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar Yolunda Diyarbakır” başlıklı sunumunda, sivil toplum önerileri çerçevesinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin 2025-2029 Stratejik Planı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sunumda, sivil toplum katkılarıyla hazırlanan öneriler normatif, stratejik ve operasyonel olmak üzere üç başlıkta ele alındı. Normatif uyum analizinde; toplumsal cinsiyet eşitliği, ekolojik yaklaşım, kent kimliği ve çok kültürlülük, yerel ekonomik kalkınma, katılımcı yönetim ve sürdürülebilirlik gibi temel ilkeler değerlendirildi. Stratejik uyum analizinde sürdürülebilir şehirler odağında uyum düzeyleri incelenerek alanlar çok yüksek, yüksek, orta ve düşük olarak sınıflandırıldı. Operasyonel uyum analizinde ise Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda yoksullukla mücadele, sağlık, eğitim, enerji, ekonomik büyüme, altyapı ve barış gibi başlıklar ele alındı. Raporun sonunda Diyarbakır’da sivil toplumun özellikle kültürel ve toplumsal cinsiyet alanlarında güçlü olduğu, ancak sosyal politika, ekonomik kalkınma ve çevre alanlarında kapasite geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Bu kapsamda mahalle temelli sosyal destek ağlarının kurulması, gıda bankacılığı ve dayanışma mutfaklarının yaygınlaştırılması, psikososyal destek hizmetlerinin artırılması ve eğitim desteklerinin güçlendirilmesi önerildi.
Toplantının ikinci oturumda ise Türkiye’de geçmişten günümüze uygulanan ekonomi politikalarının bölgesel eşitsizliklere etkisi ele alındı. DİTAM Yönetim Kurulu üyesi Dilan Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Türkiye’nin sanayi politikaları, yeni sanayi koridoru ve yerel kamu hizmetleri tartışıldı. Oturuma CHP Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabey, DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya konuşmacı olarak katıldı.
CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabey, sosyal adaletin sağlanması gerektiğini belirterek, sosyal demokratik bir sistemin inşa edilmesi ile bunun mümkün olabileceğini söyledi. Gülden Atabey, “Bir sürü değiştirebilecek ilişkiler ağı kurarak ekonomiyi kaldırabilirsiniz. Çok yönlü bir sistem ile bunun üstesinden gelebiliriz. Doğu ve Güneydoğu Ortadoğu’ya açılan kapı. Bunun bilinci ile bir yatırım yaparak istihdam yaratma durumu oluşabilir. Turizm ve sağlık ihracatı da sağlamak gerekiyor” diye konuştu.
DEM Parti Milletvekilli Saruhan Oruç, “Son yüz yılda kişi başına düşen gelir açısında batı en yüksek doğu denilen yer de en az. AKP döneminde yatırıma baktığımızda çok az. Ekonomik eşitsizliğin yanında demokrasi eşitsizliği de var. Halkın iradesine kayyım atandı. Yerel demokrasiye darbe vuruldu. Şark İslahat planı halen devrede. Ekonomiden, demokrasiye çok sayıda sorun halen kendini gösteriyor. Devletin ezberlerini bozması gerekiyor. Kürt coğrafyasındaki yatırım eksikliklerini ortadan kaldırmalı. Kamusal yatırımda da eski kalıplarda ısrar ediliyor. Ucuz iş gücü, ham madde, su ve enerji sağlayan bir yer olarak görülüyor. Ve çok ciddi sorunlara yol açıyor. Verimli topraklarda insan batıya güç ediyorsa burada bir sorun var. Turizm yatırımı da aynı şekilde ihmal ediliyor. Buradaki yatırımlar Kürdün sofrasına yansımıyorsa burada bir eksiklik vardır. Bölgesel işbirliğinin gelişmesi gerekiyor. Kürdistan coğrafyasının diğer parçaları ticari ve ekonomik bir bağlantı kurulması gerekiyor. AB kömür ve çelik birliği olarak kuruldu. Bizde Ortadoğu da su ve tarım birliği kurulabiliriz. Bunu da barışın inşası ile geliştirebiliriz. Ticaret birliği de oluşturabiliriz. Sanayi çok önemli .Akılı tarım ve sanayileşme ile katma değeri yüksek ürünleri ortaya koyabiliriz. Sürdürülebilir bir turizmi de ortaya koymak gerekiyor. Buranın öz gücüne dayanan bir gelişme stratejisini oluşturmak gerekiyor. Devletten bir şeyler beklemeden bunu yapmak lazım” ifadelerini kullandı.
DEVA Partisi Adana Milletvekilli Sadullah Kısacık ise kolaycılık ile bir şeylerin yapılmaya çalışıldığını belirterek, “Doğu ve Güneydoğu yatırım boyutuyla ihmal edildi. Yıllardır hep kırsal kalkınmayı konuşuyoruz. Ancak bu yönlü herhangi bir gelişme yok. Uluslararası firmaların sömürgesi olduk. Kalkınma üretimin yaşandığı yerdeki insanların refahı sağlanıyorsa kalkınmadır” dedi. DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana devreye konulan yatırımlarda batının tercih edildiğini belirterek, “Dil, kültür yasaklarının yanı sıra yerelin etkisiz bırakıldığı süreçler oldu. Merkezin yerelin yetkisini tanımadığı bir süreç, planlı bir göç devreye konuldu. Bölgede gelişen isyanlar ve Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile sıkı yönetim ilan edildi. Tekstil Mardin de bir numaradayken sınır kapıların kapatılması ile yok olma noktasına geldi. Kayyım politikaları yatırımcının buraya gelmesinin önündeki en büyük engel. Kaygı durumu gelişiyor. Buraya teşvik gelmemiş. Daha çok batıya gelmiş” diye konuştu.
Toplantı soru-cevap bölümü ile sona erdi.



