• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi önünde 14 Temmuz anması: ‘Burası insanlık hafızası müzesi olmalı’

Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi önünde 14 Temmuz anması: ‘Burası insanlık hafızası müzesi olmalı’

Diyarbakır’da gerçekleştirilen 14 Temmuz Ölüm Orucu’nun yıl dönümü açıklamasında, bu sürecin bölgedeki siyasal ve toplumsal hafıza üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.

Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi önünde 14 Temmuz anması: ‘Burası insanlık hafızası müzesi olmalı’
Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi önünde 14 Temmuz anması: ‘Burası insanlık hafızası müzesi olmalı’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 14 Temmuz 2026 13:16

Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) ve 78’liler Girişimi öncülüğünde, 14 Temmuz Ölüm Orucu’nun yıl dönümü dolayısıyla Diyarbakır E Tipi Cezaevi (5 No’lu Cezaevi) önünde bir basın açıklaması yapıldı.

Açıklamaya o dönemin tanıkları, sivil toplum örgütü ile siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Açıklama metni, MEBYA-DER Eş Başkanı Ramazan Dengiz tarafından okundu.

Aradan geçen 44 yıla rağmen geçmişle tam bir yüzleşme sağlanamadığını belirten Dengiz, “O günden bu yana ailelerin ve hak savunucularının talebi; dönemin sorumlularından hesap sorulması, insanlığın bu ağır uygulamalardan ders çıkarması ve benzer süreçlerin bir daha yaşanmaması için Diyarbakır Cezaevi’nin bir insanlık hafızası merkezi haline getirilmesidir” dedi.

Geçmişteki eylemler ve cezaevi süreci

Kürt halkının tarihsel süreçte karşı karşıya kaldığı politikalara değinen Dengiz, şöyle devam etti:

“Şeyh Said’den Seyit Rıza’ya, Alişer ve Zarife’ye kadar; geçmişten bugüne tüm hak arayışları, dayatılan inkâr ve haksızlıklara karşı kimlik ve onur koruma amacıyla gerçekleşmiştir. Diyarbakır Cezaevi direnişi de Kürt halkının kültürüne, diline ve kimliğine yönelik ağır baskıların uygulandığı bir dönemde; Mazlum Doğan, Kemal Pir, M. Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek’lerin kararlılıkla dile getirdikleri tarihi sözlerle vücut bulmuştur.”

Barışçıl çözüm ve diyalog çağrısı

Demokratik çözüm arayışlarının önemine vurgu yapan Dengiz, “Abdullah Öcalan’ın barış ve ortak yaşam mesajını sunduğu günden bu yana akademisyenlerden, aydınlardan ve Nobel barış ödüllü yazarlara kadar pek çok kesim, bu ortak ve eşit yaşam çağrısına destek vermiştir. Bizler de Diyarbakır’ın sivil ve demokratik kurumları olarak; bu yönlü barışçıl süreçlerin başlatılması ve diyalog zeminlerinin kurulması yönündeki tutumu önemsiyoruz. Yetkililere; Türkiye’de yaşayan tüm halkların kendi kültürü, dili, kimliği ve inançlarıyla eşitçe yaşayabilmesi için bu diyalog ve barış çağrılarına vakit kaybetmeden yanıt vermeleri çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Cezaevi hafıza müzesine dönüştürülsün’

Cezaevinin aslına uygun bir “Hafıza Müzesi”ne dönüştürülmesi gerektiğini belirten Dengiz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“O dönemi bizzat yaşayan kişilerin, mağdurların ve kentteki sivil toplum kuruluşlarının görüşü alınmadan, tek taraflı bir anlayışla müze inşa edilmesi toplumsal hafıza tarafından kabul görmeyecektir. 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu’nun yıl dönümü vesilesiyle; Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek şahsında Diyarbakır Cezaevi’nde hayatını kaybedenleri ve bu uğurda mücadele verenleri anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

Açıklamanın ardından cezaevi önüne çiçekler bırakıldı. Kalabalık grup, daha sonra Yeniköy Mezarlığı’na geçerek anma programını sürdürdü. (MA)