• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Diyarbakır’da ‘Özgürlük Mitingi’: On binlerce kişi İstasyon Meydanı’nda

Diyarbakır’da ‘Özgürlük Mitingi’: On binlerce kişi İstasyon Meydanı’nda

Diyarbakır’da düzenlenen miting öncesi bölge kentlerinden binlerce kişi araçlarla yola çıktı.

Diyarbakır’da ‘Özgürlük Mitingi’: On binlerce kişi İstasyon Meydanı’nda
  • Yayınlanma: 28 Haziran 2026 16:50
  • Güncellenme: 28 Haziran 2026 21:41

Diyarbakır’da on binlerce insan düzenlenen “Özgürlük Mitingi”nde bir araya geldi. DEM Parti ve DBP’nin de bileşeni olduğu Demokratik Kurumlar Platformu’nun organize ettiği mitingin adresi, İstasyon Meydanı oldu.

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü talebiyle yapılan mitinge çevre kentlerden de katılım oldu. Mitinge katılacaklar sabah erken saatlerden itibaren yola çıkıp kente ulaştı. Miting nedeniyle alanın çevresindeki yollar Valilik kararıyla trafiğe kapatıldı. Kurulan 3 ayrı arama noktasından geçenler, alandaki yerlerini aldı.

Alana girişler sırasında sıcak havadan korunmaları için gelenlere şapka dağıtıldı.

Miting için kurulan sahnenin yan tarafına Abdullah Öcalan’ın büyük ebatlarda bir posteri asıldı. Ancak sahneden Öcalan’a dair şarkılar çalınması nedeniyle görevliler ile polis arasında zaman zaman gerginlik yaşandı. Engelleme girişimlerine rağmen şarkılar çalınmaya devam edildi.

Alanı dolduranlar, programın başlamasını halaylar çekerek bekledi.

Saygı duruşuyla başlayan programın açılış konuşmasını DEM Parti ve DBP İl Eş Başkanları tarafından yapıldı.

DEM Parti İl Eşbaşkanı Abbas Şahin, İstasyon Meydanından verdikleri fotoğrafın, iradesi bastırılamayan bir halkın yansıması olduğunu dile getirdi.

DBP İl Eşbaşkanı Ruçam Elyakut ise, bu meydandan bir kaz daha Öcalan’ın özgürlüğünü haykırdıklarını söyledi.

Öcalan’ın Kadir İnanır’a mesajı okundu

Sonrasında Abdullah Öcalan’ın yaşamını yitiren sinemanın usta ismi Kadir İnanır’a yönelik mesajı sahneden okundu. Mesaj uzun süre alkışlandı.

Çiğdem Kılıçgün Uçar: ‘Bu bir yarış değil, bu rekabet değil’

DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, ana dili Zazaca başladığı konuşmasında, “Bu resim barışın resmi, bu resim Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün resmi, bundan güçlü mesaj yok” dedi.

27 Şubat çağrısında demokratik geleceği birlikte inşa etme çağrısı olduğunu vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “27 Şubat çağrısında devletin esas alarak değişmesi çağrısı var. Bu çağrı bir Türkiye çağrısı. Bu çağrı aynı zamanda bir mücadele çağrısı, ortak geleceği birlikte inşa etme, kadınların katledildiği bir sistem değil özgürlüğüyle buluştuğu bir sistemi birlikte inşa etmek için, bu ülkede bütün haksızlıksuzluklara karşı ortak mücadeleyi birlikte inşa etmek, bu ülkenin hukukunda olmadığı için 30 yıl hatta daha fazla cezaevlerinde tutulan Kürt halkının evlatlarının özgürlüğü için, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla rehin tutulan bütün siyasetçiler için, geleceğin gençlerle kadınlarla birlikte daha güçlü örülmesi için bu çağrı. Niye yankı bulmuyor? Bu çağrı halkla, toplumla niye buluşmuyor, devlet niye buna izin vermiyor, iktidar niye buna izin vermiyor? Binlerce yıl bir arada yaşamış Kürt ve Türk halkının onurlu ve ve gururu niye ortaklaşmıyor. Kürt halkının ve Türk halkının onurunu ve gururunu karşı karşıya getiren kim? Bu bir yarış değil, bu rekabet değil, bu kimseyle karşı karşıya gelme değil tam tersine yeni birlikte kurmayı da iradesidir” diye konuştu.

‘Öcalan’ın müzakere masasındaki varlığının adı konulmalı’

‘Çerçeve yasa’ meselesine değinen Uçar, şu ifadeleri kullandı:

“Bir yasal çerçeve var, tartışmalar devam ediyor.Ama dinliyoruz televizyonları AKP Sözcüsü diyor ki yasal çerçeve bir an önce meclise gelsin. Cumhurbaşkanı diyor ki; yasal çerçeve bir an önce meclise gelsin. Meclis Başkanı yasal çerçeve bir an önce meclise gelsin diyor. Amed’ten soruyoruz, kim getirecek meclise? Barışın muhatabı kim? O masada oturan kim, adını koymalılar artık. Ama bir şeyin daha adı konulmalı. Sayın Öcalan’ın müzakere masasındaki varlığının adı konulmalı. Kürt halkı nezdinde, Orta Doğu halkının nezdinde başmüzakereci, baş aktör olan Sayın Öcalan‘ın Türkiye’deki hukuku nedir? Devlet karar vermeli. Biz buradan soruyoruz. Meydanları dolduran on birler, yüz binler diyor ki bu hukukun adı özgürlük olmalı, bu hukukun adı sorunun çözümünde rolünü oynayabileceği koşullar olmalı. Tekrar soruyoruz bunun önündeki engel nedir? Barış meselesini çözüm meselesinde kendini diyalog masasında taraf gösteren devletin esas yapmak istediği şey nedir?”

‘Cesaretli adımlar karşısında yapılacak şey barışa dört elle sarılmaktır’

Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasına şöyle devam etti:

“Çok önemli bir farkın olduğunu biliyoruz. Devlet ve iktidar nezdinde ‘silahların bırakılması sorunun çözümü demektir’ deniliyor, öyle değil. Tam tersine sayın Öcalan diyor ki silahlar bırakıldıktan sonra bir daha hiç kimsenin silaha başvurmayacağı hukuki bir zeminin artık ortaya çıkması gerekiyor. Kürtler bu ülkede, bu ülkenin hukukunda olmadığı için keyfi gözaltına alıp tutuklanıyor. Kürtler bu ülkenin hukukunda olmadığı için demokratik siyaseti cezalandırılıyor. Kürtler bu ülkenin hukukunda,yasasında olmadığı için evlatları 30 yıl cezaevinde kalıyor. Kürtler bu ülkenin hukukunda olmadığı için belediyelere kayyım atanıyor, bir halkın yaşamsal hakkı olan kendini savunması cezalandırılıyor. Biz cezalandırılmayı değil, yeniden kurmayı konuşmak istiyoruz. Biz Türklerin ve Kürtlerin birbirinin hayatının güvencesi olacağı yeni bir dönemi, yeni bir ülkeyi inşa etmek istiyoruz.

Kürt halkı bugünkü tarihli fırsatı binbir emekle yarattı ama bu tarihi fırsat, iktidarın ayağına gelmiş bir daha göremeyeceği bir fırsattır. Nedir o zaman barışı bu kadar zora sokmanın, yasal düzenlemeleri bu kadar bekletmenin adını koysunlar. Bu irade özgürlük mücadelesi‘nden vazgeçmeyeceğini defalarca ifade etti. Silah bırakan irade, bu ülkede demokratik siyaset yapmak istiyor. Bunun önünde bir engel yok. Yasal çerçeve cezaevinde ölüme terk edilen hasta tutsakların artık ailesiyle buluşmasını talep ediyor. Nedir bunun önündeki engel? Yasal çerçeve bu ülkede demokratik siyasetin güçlenmesini istiyor, nedir bunun önündeki engel. Eğer iktidarınızsa, eğer yeniden seçiminizse toplumun karşısında kaybedeceksiniz. Hiçbir iktidar, hiçbir koltuk bir halkın ortak mücadelesinden büyük değildir, olamaz. Sayın Öcalan diyor ki büyük öfkelerle sarılmış toplumları dönüştürmek için büyük etik değerlere ihtiyaç var, büyük fikirlere ihtiyaç var. İşte sayın Öcalan o büyük etik değerleri, o büyük fikirleri hem söyledi hem de hayata geçirdi. Devletin bu cesaretli adımlar karşısında yapacağı tek şey barışa ve çözüme dört elle sarılmasıdır. Bu ülkede siyaset yürütenlerin yüzde onluk bir kesimi ranta bakıyor. Geri kalan yüzde 90’ı sayın Öcalan’ın paradigmasıyla ve kendisiyle birlikte doldurmaya bu ülkede demokratik siyasi bayrak yapmaya var mısınız.”

Veysi Aktaş: Kürtler var ve her zaman olacak

Siyasetçi Veysi Aktaş, mitingte Kürtçe konuştu.

Konuşmasına Kadir İnanır’ı anarak başlayan Aktaş, “Konuşmama başlamadan önce, sanatın büyük ustalarından Kadir İnanır’ı anmak istiyorum. Kadir İnanır sadece büyük bir film yapımcısı değildi; o bir sosyalistti. Bir an için dengeye, adaletin ölçüsüne, özgürlüğün seviyesine gelin. Düşüncelerini, bilgisini toplumsal sorunlarla ilgilenmeye yönelttiği için en saygın temsilcilerden biri oldu. Kadir İnanır her zaman halkın kalbinde yaşayacaktır. Devrimci duruşu, Kürtlerin en derin değerlerine olan bağlılığı her zaman örnek olacaktır. Allah rahmet eylesin; Kadir İnanır’a, ailesine, Jülide Kural’a ve sevdiklerine başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

Abdullah Öcalan’ın halkın kimliğinin, gururunun ve geleceğinin sembolü olduğunu vurgulayan Aktaş, “Kürt yok diyen, yüzlerce yıl boyunca zulüm gören, dilleri yasaklanan, kültürleri yok sayılan ve buna karşı ‘Kürtler var ve her zaman olacak!’ diye haykıran bir sese karşı durulmuştur. Sayın Öcalan bir direniştir!” dedi.

Sürece dair konuşmasını sürdüren Aktaş, şöyle dedi:

“Barış süreci ve demokratik toplum sürecinde bir tür tecrit sürdürülüyor. Bilinmelidir ki tecrit, halkın sesinin, umudunun ve geleceğinin bastırılmasıdır. Önder Apo’yu tecrit etmek, Kürt halkının iradesini tecrit etmektir. Barış iradesi, demokrasi iradesidir. Dolayısıyla liderlik, müzakere edilmiş ya da ilan edilmiş bir iradedir. Milyonlarca insan ‘Öcalan bizim irademizdir’ dedikten sonra devlet buna karşı sorumluluk almalıdır. ‘Barış istemiyoruz, eşit şartlarda konuşmuyoruz’ diyerek Önderliği tecrit altında tutuyorlar.”

“Tarihe bakın! Mandela’yı, Gandhi’yi ve barışın tüm mimarlarını hapse atamadılar. Ama buradakiler korkuyor. Neden? Çünkü özgür direniş, dış dünyanın yalanlarını, zulmünü ve soykırımcı zihniyetini tek tek ortaya çıkarıyor. Özgür bir liderlik, Türkiye’yi ve Orta Doğu’yu demokratikleştirecektir. İşte bu yüzden tecrit devam ediyor; çünkü özgürlükten korkuyorlar! Önderlik halkıyla konuşabilmeli, heyetlerle özgürce toplantılar yapabilmelidir.”

“Barış tecrit yoluyla sağlanamaz! İzolasyon çözüm getiremez!” diyen Aktaş, “Demokratik müzakereler düşmanlıkla sağlanamaz. Tecrit, halk ile lider arasındaki bağı koparan bir yöntemdir” diye konuştu.

‘Tecrite hayır’

Barışa dair ise şu ifadeleri kullandı:

“Barış sadece silahların susması değildir. Barış; adaletin sözüdür, onurun tanınmasıdır, kimliğin kabulüdür, halkın iradesine saygıdır. Bugün Diyarbakır’da tarihi bir çağrı yapılıyor. Bu çağrı milyonların çağrısıdır. Diyoruz ki müzakereler için koşullar hazırlanmalıdır. Demokratik siyasetin yolu açılmalıdır. Ey Kürt halkı, size soruyorum: Tecriti kabul ediyor muyuz? Tekrar soruyorum: Tecriti kabul ediyor muyuz? Daha yüksek sesle: Tecriti kabul ediyor muyuz? Öyleyse hep birlikte haykıralım: Tecrite hayır! Hayır! Hayır!”

Tarihin “Tecrit çözüm değildir” dediğini vurgulayan Aktaş, “Çözüm nedir? Demokratik müzakere, onurlu barış, özgür yaşam. Talebimiz özgürlüktür! Özgürlük! Özgürlük!” dedi.

Konuşmasını sürdüren Aktaş şöyle devam etti:

“Kimse iradeyi kırma operasyonuna dönüştürmemelidir. Bazıları ‘barış’ kelimesiyle diz çöktürmek istiyorsa, halkın diz çökmeyeceğini bilmelidir. Pişmanlığı dayatmaya hayır diyoruz. Teslimiyeti dayatmaya hayır diyoruz. Tasfiye planlarına hayır diyoruz.

İstediğimiz şey onurlu bir barış, demokratik bir çözümdür. İstediğimiz gelecek özgür ve eşit bir yaşamdır.

Herkes duysun: Nefretin barışı kirletmesine izin vermeyeceğiz. Barışın teslimiyete dönüşmesine izin vermeyeceğiz. Demokratik çözümün tasfiyeye dönüşmesine izin vermeyeceğiz. Bu mitingin özgürlük ve barışın bir aracı olmasını umarak, konuşmamı liderin şu sözleriyle bitiriyorum: ‘Ey zaman, ya seni özgür bırakacağım ya da hiç yaşamana izin vermeyeceğim.'”

Serhado sahne aldı

Kürt rap sanatçısı Serhado, 11 yıl aradan sonra yeniden geldiği Diyarbakır’da sahne aldı.

Gözaltına alınmasına dair konuşan Serhedo, “Biz barış, huzur için geldik. Reber Apo’dan neden bu kadar korkuyorlar? Barış demekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz” dedi.

İstanbul’da ‘Özgürlük Mitingi’: ‘Barış için hukuki adım’