18 Aralık 2022’de İstanbul Kadıköy’de hasta ve infazı yakılan mahpus yakınlarının yapmak istediği basın açıklamasına yönelik polis müdahalesi sırasında eski HDP Şırnak Milletvekili ve o dönem HDP İstanbul İl Eş Başkanı olan Ferhat Encü’ye atılan tokatla ilgili açılan tazminat davasında karar çıktı. İstanbul 12. İdare Mahkemesi, Encü’nün İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı manevi tazminat davasını reddetti.
Kararda, polis memurunun Encü’ye attığı tokatın “davacının direncini kırmaya yönelik” olduğu savunuldu.
Kadıköy’deki müdahale gündem olmuştu
Hasta tutuklu ve infazı yakılan mahpus yakınları, 18 Aralık 2022’de Marmara Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (MATUHAY-DER), Anadolu Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAYDER) çağrısıyla Kadıköy Boğa Meydanı’nda bir araya gelmişti.
“Hasta ve infazı yakılan tutsaklara özgürlük, tecride son” sloganıyla yapılmak istenen açıklamaya polis müdahale etmiş, müdahale sırasında Ferhat Encü’ye bir polis tarafından tokat atıldığı anlar kameralara yansımıştı.
Olay sırasında görüntü çeken Kameraman Mehmet Zeki Kaya kısa süre gözaltına alınırken, gazeteci Umut Taşdağ’ın da darp edildiği belirtilmiş, polisin görüntüleri silmeye çalıştı ortaya çıkmıştı.
Valilik: Polise hakaret etti
Tokat görüntülerinin kamuoyunda tepki toplamasının ardından İstanbul Valiliği 22 Aralık 2022’de açıklama yaparak olayla ilgili inceleme başlatıldığını duyurmuştu.
Valilik açıklamasında Ferhat Encü’nün “görevlileri tahrik ederek hakarette bulunduğu” iddia edilmiş, Kadıköy Kaymakamlığı’nın eylemi 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında yasakladığı belirtilmişti.
Açıklamada, “güvenlik güçlerinin görev yapmasını engellemeye çalışan” Encü’ye yönelik gözaltı işlemi sırasında ortaya çıkan görüntüler hakkında inceleme başlatıldığı da ifade edilmişti.
Dava dilekçesi: Hakaret etti, tokat attı
Ferhat Encü adına avukat Ramazan Demir tarafından İstanbul İdare Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde ise olayın bir “kötü muamele” ve “aşağılayıcı müdahale” olduğu vurgulayarak dava açılmasını talep etmişti.
Dilekçede, polis memuru Cüneyt Salgın’ın Encü’ye önce “s… kendini” diyerek hakaret ettiği, ardından yakasından tutarak tokat attığı belirtildi. Tokat sonrası Encü ve beraberindekilerin darp edilerek gözaltına alındığı, ters kelepçeyle uzun süre bekletildiği ifade edildi.
Başvuruda, müdahalenin Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan “işkence ve kötü muamele yasağını” ihlal ettiği savunuldu. Avukat Ramazan Demir, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf yaparak toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğini belirtti.
Dilekçede ayrıca Kadıköy Kaymakamlığı’nın yasak kararının hukuka aykırı olduğu savunularak, Encü için manevi tazminat talep edildi.
Mahkeme: Polisin tokat atması direnci kırmaya yönelik
İstanbul 12. İdare Mahkemesi, Avukat Ramazan Demir’in başvurusunu sonuçlandırarak gerekçeli kararını açıkladı.
Mahkeme, Kadıköy Kaymakamlığı’nın eylemi yasakladığını, grubun yapılan dağılma çağrılarına rağmen eyleme devam ettiğini belirtti. Kararda, güvenlik güçlerinin ses yükseltici cihazlarla üç kez uyarı yaptığı, grubun dağılmaması üzerine müdahale edildiği ifade edildi.
Mahkeme kararında, Encü’nün polis memurunun ellerini tuttuğu, ittiği ve “bana küfretme” diyerek bağırdığı ileri sürülerek şu değerlendirmeye yer verildi:
“Davacının polise karşı olan direncini kırmaya yönelik olduğu, müdahalede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı…” ayrıca, polis memurunun attığı tokadın “kamunun selametinin sağlanması” ve “hukuka aykırı eylemin önlenmesi” amacıyla yapılan müdahalenin bir parçası olduğu savunuldu.
‘Asgari ağırlık seviyesi aşılmadı’
Mahkeme, Encü’nün maruz kaldığı müdahalede “asgari ağırlık seviyesinin aşılmadığını” öne sürdü.
Kararda, davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı belirtilerek manevi tazminat koşullarının oluşmadığı savunuldu.
“Davacı tarafından emniyet güçleri ile müdahile ve dolayısıyla davalı idareye isnat edilen eylemde asgari ağırlık seviyesinin aşılmadığı anlaşıldığından, davalı idareye atfedilebilir herhangi bir kusur bulunmadığı görülmektedir” denilerek davanın reddine karar verildi. Kararda istinaf yolunun açık olduğu belirtildi.
Ferhat Encü: Şiddeti meşrulaştıran bir yaklaşım sürüyor
Kararın ardından konuştuğumuz dönemin HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü, Türkiye’de yargının siyasallaştığını savunarak karara tepki gösterdi.
“Türkiye hukuk düzenine baktığımızda böyle bir karara şaşırmadım açıkçası. Çünkü siyasi saiklerle çalışan bir hukuk düzeni var maalesef” diyen Encü, “Hele hele ötekine karşı kendi devletini, kendi polis memurunu, kendi bürokratını koruyan bir yerde yaklaşım biçiminde kendisini konumlandırmıştır maalesef bu yargı mekanizması” ifadelerini kullandı.
Eylemin amacının hasta tutuklular ve Abdullah Öcalan’ın avukatları ve ailesi ile görüştürülmemesine dikkat çekmek olduğunu belirten Encü, tutuklu ve hükümlü annelerin öncülüğünde gerçekleştirilen protestoya destek verdiklerini söyledi.
Encü, “Bir hukuk talebi vardı. Türkiye Devleti’nin hukuka saygı göstermesi talebi vardı. Aradan yaklaşık dört yıl geçmesine rağmen bugün hala şiddeti meşrulaştıran, hukuksuzluğu meşrulaştıran ve hukuksuzlukta ısrar eden bir yaklaşım biçiminin sürdüğünü görüyoruz” dedi.
Mahkemenin tokadı “direnci kırmaya yönelik müdahale” olarak değerlendirmesine de tepki gösteren Encü, “Sanki suçlu benmişim gibi, sanki olayın mağduru polis şiddeti uygulayan memurmuş gibi bir kararla karşı karşıyayız” diye konuştu.
‘Eski Türkiye’den bir değişim göremiyoruz’
Türkiye’de son dönemde sıkça tartışılan “çözüm süreci” ve “yeni anayasa” tartışmalarına da değinen Encü, mevcut uygulamaların geçmişten farklı olmadığını savundu.
“İnsanlar hala siyasi beyanatlarından dolayı tutuklanıyor, gözaltına alınıyor, şiddete maruz kalıyor. Dolayısıyla eski Türkiye’den bir değişim göremiyoruz maalesef” diyen Encü, “Yeni Türkiye söylemleriyle eski hukuksuzlukta ısrar etmek kendi samimiyetlerini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
Encü, idare mahkemesinin verdiği kararın kabul edilemez olduğunu belirterek, “Bu karar ileriyi görme açısından bir veri olabilir. Geçmişle yüzleşmeyen, hatalarla ve hukuksuzluklarla yüzleşmeyen bir anlayışın sürdüğünü bu kararda görüyoruz” dedi.
Avukat Ramazan Demir: Tokat bir müdahale tekniği değil, aşağılama biçimidir
Ferhat Encü’nün avukatı Ramazan Demir ise mahkemenin kararındaki en sorunlu bölümün “tokadın direnci kırmaya yönelik olduğu” değerlendirmesi olduğunu söyledi.
Demir, “Bu beraberinde yeni tartışmalar getireceği gibi kolluğun barışçıl gösterilere keyfi müdahalesi konusunda tehlikeli bir kapı açar” dedi.
Tokatın hiçbir polis eğitim müfredatında yer alan bir müdahale yöntemi olmadığını vurgulayan Demir, “Tokat atmak bir insanı etkisiz hale getirmeye değil, aşağılama şeklidir” ifadelerini kullandı.
Mahkemenin olayın hemen öncesindeki hakaret kısmını tamamen görmezden geldiğini belirten Demir, kamera kayıtlarında polis memurunun önce ağır biçimde hakaret ettiğini, Encü’nün ise buna “Bana küfretme” diyerek tepki verdiğini söyledi.
Demir, “Bir kolluk görevlisi hakaret ettikten sonra tokat atıyorsa, burada ‘direnci kırma’ değil, kişisel intikam ve cezalandırma motivasyonu vardır. Mahkeme bu sıralamayı görmezden gelerek olayı bağlamından koparmıştır” dedi.
‘Polisler bile memuru olay yerinden uzaklaştırdı’
Ramazan Demir, tokat atan polis memurunun hemen ardından kendi meslektaşları tarafından olay yerinden uzaklaştırılmasının da dikkat çekici olduğunu söyledi.
“Eğer bu hareket görev kapsamında meşru zor kullanma olsaydı, neden diğer polisler müdahale edip arkadaşlarını uzaklaştırdı?” diye soran Demir, “Memurun kendi ekibi bile eylemi meşru görmemiş, ama mahkeme görmüştür” ifadelerini kullandı.
Kararın tehlikeli bir emsal yaratabileceğini söyleyen Demir, “Üst mahkeme bu hataları düzeltmezse Türkiye yargı pratiğine yepyeni bir cezasızlık kalkanı hayırlı olsun” dedi.




