Uzun yıllar boyunca Baas rejimi, “tek dil, tek kültür ve tek yönetim” anlayışıyla Suriye’de merkezi bir yapı kurarken, bu sistemin çöküşüyle birlikte ülkede yeni bir siyasi dönem başladı. Ancak geçici yönetimin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, özellikle Kürtçenin Rojava’da resmi düzeyde tanınmaması tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor ve Kürtler açısından temel bir hak meselesi olarak öne çıkıyor.
Bu çerçevede Haseke Öğretmen Yetiştirme Yüksekokulu’ndan öğretmen ve öğrenciler, Kürtçenin statüsüne ilişkin görüş ve taleplerini JİNHA’ya anlattı.
Kürtçe öğretmeni Leyla Derwîş, Kürtçenin tanınmasının Rojava Devrimi’nin temel dayanaklarından biri olduğunu belirterek, “Peki neden Şam yönetimi kendi kurumlarında Türkçe yazılmasına izin veriyor? Biz bu toprağın yurttaşlarıyız ve 15 yıldır büyük bir mücadele veriyoruz. Devrimimiz dilimiz için yapıldı. Peki neden Kürtçe tanınmıyor? Biz Kürtçenin Suriye Anayasası’nda tanınmasını istiyoruz. Çünkü öğrendiğimiz her harf için kan döktük” dedi.
Leyla Derwîş, Kürtçenin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda Kürt halkının onuru, tarihi ve varlığı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Binlerce yıldır Mezopotamya topraklarında yaşayan bu dil, baskı ve zorla karşı karşıya kalmıştır. Rojava Devrimi, tek bayrak, tek dil sistemine karşı başlatıldı ve devam ediyor. Bu nedenle Suriye’de Baas rejimi yeniden kurulmamalı ve toplumun tüm kesimleri kendi kimlikleri ve kültürleriyle anayasada yer almalıdır.”
‘Neslin geleceği için çok önemli’
Öğrenci Viviyan Hebwa, 15 Mayıs Kürt Dili Günü’ne yaklaşılırken Suriye’de Kürt halkının kimliğine ve diline yönelik politikaların sürdüğünü belirterek, “Bugün dili, kimliği ve tarihi olan büyük bir nesil yetişti. Kürtçenin Suriye Anayasası’nda tanınması, bu neslin geleceği için çok önemli bir adımdır. Tüm Kürtlerden ana dillerini inkar politikalarına karşı korumalarını ve bu politikalara karşı mücadele etmelerini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Dilimiz mirastır, onsuz yaşayamayız’
Öğrenci Ala Fewaz da dilin insanın kimliği ve varlığı olduğunu belirterek, “Kürtçe, şehitlerin fedakârlıklarıyla korunmuştur. Onu görmezden gelmek, yılların emeğini yok saymaktır. Biz büyük bir sevgiyle okullara geldik ve enstitü düzeyine ulaştık. Yılların emeğimizin tanınmamasını kabul etmiyoruz. Dilimiz şehitlerimizin mirasıdır ve biz onsuz yaşayamayız” dedi.
Ne olmuştu?
Haseke’deki Adalet Sarayı’nda Kürtçe tabelanın kaldırılması sonrası başlayan protestolar ve yargı dosyasındaki tıkanıklık, SDG ile Suriye Geçici Hükümeti arasında yürütülen entegrasyon sürecinde krize yol açmıştı.
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda yargı dosyasındaki sorunların aşılması, Özerk Yönetim’e bağlı hakimlerin sisteme dahil edilmesi ve bazı eski yargı personelinin görevine devam etmesi konusunda mutabakata varıldığını açıklarken, Haseke’deki tabelaların ise ilerleyen süreçte çift dilli olarak yeniden düzenleneceğine dair söz aldıklarını söyledi.
Mazlum Abdi: Yargı dosyasının çözümü için yeni mutabakatlar sağlandı




