• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İmralı Heyeti üyesi Erol: ‘Barış yasası, önemli ve kurucu bir eşiği oluşturur’

İmralı Heyeti üyesi Erol: ‘Barış yasası, önemli ve kurucu bir eşiği oluşturur’

İmralı Heyeti’nden Özgür Erol, sürecin başarısı için Barış Yasası’na ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, “Herkes kazanıyor, Kürt niye kazanmayacak?” diye sordu.

  • Yayınlanma: 14 Haziran 2026 12:47
  • Güncellenme: 14 Haziran 2026 13:17

İmralı Heyeti Üyesi Özgür Faik Erol da ‘İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü’ konferansında konuştu.

Özgür Erol, Abdullah Öcalan’ın cumhuriyete dönük değerlendirmeleriyle konuşmasına başladı.

Abdullah Öcalan’ın cumhuriyetin kuruluş sürecini “birinci entegrasyon dönemi” olarak değerlendirdiğine dikkat çeken Erol, cumhuriyetin bu dönemde otoriter davrandığını belirtti:

“Cumhuriyeti, ikinci entegrasyon sürecinde de demokratik cumhuriyete dönük belirgin bir ivme kazanmamıştır. İçinde bulunduğumuz süreç, Kürtlerin cumhuriyeti entegrasyona süreci üçüncü entegrasyon süreci olarak adlandırılabilir.”

Erol, şöyle konuştu:

“Kürt isyanının yasadışılık meselesinin çözümü gibi bir sorunumuz var. Tam da bu dönemde bize bir barış masası gerekiyor. Bu yasanın iki temel özelliği olur: Bu yasa, Cumhuriyetin isyan etmiş Kürtlüğün demokratik sınırlar içerisinde siyaset yapma ve örgütlenme hakkını tanıması anlamını taşır. İsyan edenler açısından da şiddet ve hukuk dışılığın terk edilerek demokratik hukuk ve siyasetin kurallarıyla mücadelesini yürütme taahhüdü anlamına gelecektir. Bu yüzden içinde bulunduğumuz bu süreçte ile barış yasası, önemli ve kurucu bir eşiği oluşturur. Bu sürecin kurumsallaşması da önemlidir. Yasa sonrası bu yasadan yararlanacak tüm yapıların ve kişilerin siyaset ve örgütlenme hakkını kendi içinde barındırması beklenen özelliktir.”

Erol, bu süreçte Kürtlerin yanı sıra tüm haksızlığa uğrayan kesimlerin entegrasyonun önemli olduğuna vurgu yaptı. 27 Şubat Çağrısı’nın “cumhuriyetin demokrasiyi göze alma çağrısı” olduğunu vurgulayan Erol, “Bu sistemsizliğe, anayasaya karşı anayasa halinin ortadan kaldırılmasına karşı çağrıydı” dedi.


Kürt sorununun çözümünün 3 büyük etkisinin olacağına işaret eden Erol, şöyle devam etti:

“Kürtler açısından düşünürsek; ulusal ve bölgesel siyasetin büyük penceresini açar. Türkiye açısıdan; cumhuriyet tarihinde demokrasinin önünü kesen en büyük kilidi açar. Üçüncüsü; hem Türkiye hem Ortadoğu açısından Kürt dinamiğini kriminalizasyondan çıkarılarak, demokratize olmasını sağlar. Her üç boyutta da belirleyici olan Kürt hareketi oluyor. Bu onyılları bulan deneyimlerden ve Kürt dinamizminden geçiyor. Bazıları diyor ki bu süreçten Kürtler de yararlanacak. Yararlanacak tabi. Herkes kazanıyor, Kürt niye kazanmayacak?”

Kürtlerin hem hukuk dışı bırakıldığını hem de sosyoloji dışı bırakıldığına işaret eden Erol, cumhuriyet tarihi boyunca kolektif bir cezalandırmanın söz konusu olduğunu söyledi. Kürtlerin kolektif olarak cezalandırıldığını vurgulayan Erol, “Bu gerçekliğe maruz kalmış toplumun kolektif varlığını tanımlar demokratik entegrasyon süreci. Demokratik topluma alan tanımakla ilgilidir” dedi.

Kürt isyanının yasadışılıktan çıkarılması için Barış Yasası’na ihtiyaç olduğunu kaydeden Erol, “Bu yasa isyan etmiş Kürtlüğün siyaset yapma ve örgütlenme hakkı tanır” diye konuştu. Erol, bu yasanın isyan eden tarafa da “silahlı mücadele yerine demokratik hukuk kurallarıyla siyaset yürütme” sorumluluğu yüklediğini söyledi. Erol, yasadan beklenen özelliklere de değinerek, şunları kaydetti:

  • Bu sürecin devamlılığını ve sürecin muhataplarını kapsayacak kurumsallaşma olmalı,
  • Yasa sonrası bu yasadan yararlanacak olanlara siyaset ve örgütlenme hakkını barındırması gerekir.

‘Kürdün varlığı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü yasallık kazanmalı’

Bu yasanın uygulanmasıyla birlikte geçilecek olan ikinci aşamada asıl demokrasi çarkının dönmesi gerektiğini kaydeden Erol,

“Kürt gerçekliğinin yasallık kazanması ikinci aşamanın meselesidir. Kürdün varlığı ve yaşamının, dilinin ve kültürünün, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün, yerel yönetim hakkının yasallık kazanması gerekir. Bunun için çokça gerçekleştirilmesi gereken mücadele söz konusudur. Kürdün hukukunu savunmak gerekir ve bunu yapacağız” dedi.