• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Irak’ta silahların toplanması tartışması: En tehlikeli iç çatışma uyarısı

Irak’ta silahların toplanması tartışması: En tehlikeli iç çatışma uyarısı

Başbakan Ali ez-Zeydi’nin güç kullanma seçeneğini gündeme getirmesi tartışmaları büyüttü. Bu seçeneğin riskli olduğunu belirten siyasi analistler, tartışmanın Irak’ın son yıllarda tanık olacağı en tehlikeli iç çatışmaya dönüşebileceği uyarısını yapıyor.

Irak’ta silahların toplanması tartışması: En tehlikeli iç çatışma uyarısı
Irak’ta silahların toplanması tartışması: En tehlikeli iç çatışma uyarısı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 16 Ağustos 2026 17:23
  • Güncellenme: 16 Ağustos 2026 17:29

Irak’ta silahların devlet kontrolünde toplanması konusundaki tartışmalar sürüyor. Başbakan Ali ez-Zeydi, “güç kullanma” seçeneğini ortaya koyarken, siyasi analistler bu seçeneğin riskli olduğunu belirterek Irak’ın son yıllarda tanık olacağı en tehlikeli iç çatışma senaryosuna dönüşebileceği uyarısını yapıyor.

Irak’ta 2003’teki ABD işgali sırasında yayılmaya başlayan ve ardından 2014 yılında IŞİD’in ortaya çıkmasıyla bugüne kadar şekillenen “devlet dışı” silahlı örgütler tartışması, Haziran ayının başında farklı bir yön aldı.

Önceki yıllarda alınan karar kapsamında Irak’ın yeni Başbakan ve Başkomutanı Ali ez-Zeydi’nin talimatıyla, silahların devletin kontrolüne geçirilmesi için bir komite kurulduğu ve komitenin çalışmalarına başladığı bildirildi.

Başbakan Ali ez-Zeydi’nin bizzat kendisinin takip edeceğini duyurduğu süreç için silahlı gruplara 30 Eylül 2026 tarihine kadar süre verildi. Bu tarih, aynı zamanda ABD’nin Irak’tan çekileceğini açıkladığı tarih.

Ez-Zeydi, verilen sürenin ABD’nin çekilme tarihiyle denk gelişi ve silahlarını teslim etmeyi kabul etmeyen örgütlerin ordu güçleriyle “çatışmasının kaçınılmaz” olduğu yönündeki açıklaması nedeniyle tartışma konusu oldu. Irak’ta irili ufaklı onlarca silahlı grubun varlığı kararın uygulanmasını zorlaştırabilir.

ABD-İran savaşı, İsrail-Hizbullah savaşı gibi bölgesel olaylar da işleri daha karmaşık hale getiriyor.

Irak Hükümeti: Yabancı güçlerin çekilmesiyle artık silahlara ihtiyaç yok

Irak Hükümeti kararı; “Irak’tan tüm yabancı güçlerin çekilmesinin ardından artık silahlara ihtiyaç kalmadı” şeklinde savunurken, ülkede tek bir ordunun oluşturulmasını planlıyor. Süreçle olası savaş ve sonrası durumlarında merkezi karar alma konusunda devletin tek söz sahibi olması amaçlanıyor. Haşdi Şabi ile birlikte diğer örgütlerin tasfiye edilmesi ve komşu ülkelere “içerden” yapılan saldırıların önlenmesi amaçlanıyor.

Başbakan ez-Zeydi, kararı, “1 Ekim, Irak devletinin tarihinde yeni bir gün olacak” diyerek savunurken, silahların tek elde toplanmasının “Irak’ın yeni bir kalkınma ve refah aşamasına geçiş için temel bir koşul olduğunu” vurguluyor.

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faik Zeydan ile Yüksek İslam Konseyi Başkanı Humam Hamoudi de sürecin istikrarı koruyan ve umut vadeden yeni bir aşama kuran gerçekçi bir vizyon doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini söylüyor.

Irak’ın en büyük 3 örgütü sivil siyasete geçecek

Kararın ardından Irak’taki silahlı grupların en büyükleri arasında yer alan Mukteda el-Sadr liderliğindeki Barış Tugayları, Şeyh Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehli Hak ve Şibl el-Zeydi liderliğindeki İmam Ali Tugayları silahlarını devlete teslim edip sivil siyasete yöneleceklerini açıkladı.

El-Nuceba Hareketi, Kataib Seyyid el-Şuhada, Kataib Hizbullah el-Iraki, Saraya Evliya el-Dam ve Ashab el-Kehf isimli 5 örgüt de karara olumlu bakıyor. Başbakan ez-Zeydi’nin de içinde olduğu heyet, örgütlerle doğrudan müzakere ediyor.

Süreç yalnızca ‘Direniş Cephesi’ güçlerini hedef alıyor

İran destekli Haşdi Şabi olmak üzere “Direniş Ekseni” olarak adlandırılan aks içinde yer alan bazı örgütler, silahların teslim edilmesine karşı çıkarak kararın ABD’nin talimatıyla alınmış bir karar olduğunu söylüyor.

Bağdatlı yetkililer, konuyla ilgili ülkeyi ziyaret eden İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun dış operasyonlar ve vekil güçlerinden sorumlu birimi  Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile bir görüşme yaptı.

Görüşmede Iraklı yetkililer Kaani’ye, “Bağdat’ın egemen bir devlet kurmayı amaçladığını ve mevcut durumun sürdürülemez olduğunu” aktarırken, Kaani’nin bu konuda ne cevap verdiği bilinmiyor.

Hadi el-Amiri liderliğindeki Şii Bedir Örgütü, sürecin “30 Eylül’e kadar silahsızlandırma” bakımından “aceleye getirilmiş olabileceği” ile ilgili uyarıyor. Bedir Örgütü ayrıca Başbakan ez-Zeydi’yi “ABD baskısına boyun eğmekle” suçlayıp, sorunun “çatışma seviyesine ulaşmasına izin vermeyeceğini” söylüyor.

Bununla birlikte karar alma süreçlerine ortak olma isteklerini belirten örgüt, silahlarını teslim etmek için koştuğu şartları “ABD’nin tamamen çekilmesi, Irak’a yönelik stratejik tehditlerin ortadan kalkması, Irak silahlı kuvvetlerinin hava sahasını korunmasını sağlayacak şekilde tam donanımlı hale getirilmesi” olarak duyurdu.

Irak’taki Nuceba Hareketi Sözcüsü Hüseyin Ali el-Musevi, Russia Today’e yaptığı açıklamada, “silah toplama sürecinin yalnızca Direniş Cephesi güçlerini hedef aldığını” ve “İslami Direniş güçlerine karşı yöneltilmiş bir Amerikan-İsrail komplosu” olduğunu söyleyerek, silahların teslim edilmesine karşı çıkıyor.

ABD, silahların Haşdi Şabi bünyesinde toplanmasına karşı

Iraklı siyasi kaynaklar, farklı senaryolar üzerinde görüşüldüğüne dikkat çekiyor. Senaryolardan biri silahlı güçlerin komutanlıklar şeklinde “Bağdat Operasyonlar Komutanlığı” bünyesinde toplanması. Öne çıkan dikkat çekici bir diğer çözüm, silahlı grupların Haşdi Şabi otoritesi altına alınması, silahlarının da Haşdi Şabi’nin gözetimindeki depolarda tutulması. ABD bu öneriyi kabul etmeyerek grupların tamamen lağvedilmesi gerektiği yönünde katı tutum sergiliyor.

Barzani: Silahlar yalnızca devletin otoritesi altında bulunmalıdır

Federe Kürdistan Bölgesi Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ise, “Silahlar yalnızca devletin otoritesi altında ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı olan Irak Başbakanı’nın emriyle bulunmalıdır” diyerek Federasyon yönetiminin yaklaşımını açıklıyor. Daha önce yapılan bir açıklamada İranlı yetkililerin kendisine Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda yardımcı olmaya hazır olduklarını açıklamıştı.

KDP ve YNK’yi oluşturan Peşmerge güçleri ise, hâlihazırda Peşmerge Bakanlığı bünyesinde 70’inci ve 80’inci Tugay Komutanlıkları bünyesinde toplanmıştı.

Irak’ta IŞİD saldırıları ardından ortaya çıkan başka güçler de bulunuyor. Bunlardan biri Şengal’deki Ezidî’lerin kurduğu Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ). Öz savunma temelinde haklarının ve statülerinin korunmasını isteyen YBŞ’nin durumunun Federe Kürdistan Bölgesi içinde ele alınacağı tahmin ediliyor.

YBŞ’ye dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

‘Güç kullanma riskli bir seçenek’

Rojnews’a değerlendirmelerde bulunan Iraklı siyasi analist Qazi Faysal, konunun sadece silahlarla ilgili olmadığını; Irak devletinin niteliği ve devletin güç kullanma yetkisini merkezileştirme, savaş ve barışa ilişkin kararları kontrol etme kapasitesiyle ilgili olduğunu belirtiyor.

Irak hükümetinin “güç kullanma” tercihinin riskli bir seçenek olduğuna dikkat çeken Faysal, bazı grupların kendilerini yalnızca askeri yapılar olarak değil, aynı zamanda siyasi, güvenlik ve ekonomik gündemlere sahip aktörler olarak gördüklerini vurguluyor.

Irak’ın son yıllarda tanık olacağı en tehlikeli iç çatışma senaryosu

Siyasi analist Abdullah Kenani de, Irak’ın önünde 3 senaryo olduğunu belirtiyor:

Birleşik bir devlet yapısının oluşması

-Silahların aşamalı şekilde teslim edilmesi ve siyasi gruplara yasal güvenceler sağlanması

-Çabaların başarısız olması ve geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmesi

Abdullah Kenani, üçüncü ihtimalin en tehlikeli seçenek olduğunu vurguluyor.

Abdullah Kenani, sürecin ayrıca İran ve ABD arasındaki ilişkilerden ve anlaşmalardan da etkileneceğine dikkat çekiyor. Bağdat’ın başarısının yalnızca askeri güce bağlı olmayıp ve siyasi kanalların açık olması gerektiğine dikkat çeken Abdullah Kenani şu uyarıyı yapıyor:

“Eğer zaman daralır ve taraflar kendi tutumlarında ısrarcı olmaya devam ederlerse, silah meselesi bir devlet prestiji sınavı olmaktan çıkıp, Irak’ın son yıllarda tanık olacağı en tehlikeli iç çatışmaya dönüşebilir.”

Siyasi analist Nasır Şamra, silahları kimin kullanacağı, silahların nasıl kullanılacağı ve kimin emir verme yetkisi olacağına dair ABD’nin kabulünün önemli olduğuna dikkat çekerken; bir başka Iraklı siyasi analist Mahir Cude, çatışmaların sürmesi ve ortak bir karar mekanizmasının bulunmamasının risk teşkil ettiğine ve bu durumların “Irak’ın yararına olmadığına” dikkat çekiyor.