Kırmızı bültenle aranan 10 IŞİD mensubu, Geçici Suriye hükümeti makamlarından teslim alınarak Türkiye’ye getirildi. Getirilen isimler arasında, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının firari sanığı Ömer Deniz Dündar da bulunuyor.
Dündar tutuklanırken, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği belirtildi.
Kırmızı bültenle aranan 10 IŞİD mensubu, Geçici Suriye Hükümeti makamlarından teslim alınarak Türkiye’ye getirildi.
Türkiye’ye getirilen isimler arasında, Ankara Gar Katliamı davasının firari sanığı Ömer Deniz Dündar da yer aldı.
“Ammar” kod adını kullandığı belirtilen Dündar’ın, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandığı ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği için ifadesinin alındığı öğrenildi.
İddianamede, Dündar’ın katliamın planlayıcılarından olduğu belirtilen Yunus Durmaz’ın emrinde çalıştığı ifade ediliyor. Durmaz, Antep’te düzenlenen bir operasyon sırasında üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirerek yaşamını yitirmişti.
İddianamede neler yer alıyor?
İddianamede, Ömer Deniz Dündar’ın IŞİD’den düzenli maaş aldığı, örgüte katılmak üzere Suriye’ye geçtiği ve canlı bomba olmak amacıyla hazırlık yaptığı belirtiliyor. Ancak Dündar’ın 10 Ekim Ankara Katliamı’na doğrudan iştirak ettiğine dair tespit bulunmadığı da dosyada yer alıyor.
Sahte kimlik kullandığı belirtilen Dündar’ın ikiz kardeşi Mahmut Gazi Dündar ile eşi Merve Dündar’ın da IŞİD’e katıldığı bilgisi iddianameye yansıdı.
Dündar’ın adı, 2013 yılında açılan El Kaide soruşturmasında da geçti. Ancak bu dosyada hakkında takipsizlik kararı verildi.
5 Ağustos 2014’te Adıyaman Terörle Mücadele Şubesi tarafından gözaltına alınan Dündar’ın parmak izi kayda geçti. Bu parmak izlerinin, 2017’de Hatay’da ele geçirilen bir canlı bomba yeleğindeki izlerle eşleştiği belirtildi.
“Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarının merkezindeki isimlerden biri”
10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu üyesi Eylem Sarıoğlu, gelişmeleri Sendika.org’a değerlendirdi.
Eylem Sarıoğlu, Dündar’ın yalnızca örgüt üyeliği ve sahtecilik suçlamalarıyla yargılanmasının eksik olduğunu savunarak, örgütsel hiyerarşide daha üst düzey kişilerin de benzer biçimde gerekli suçlamalarla karşı karşıya kalmadığını ifade etti.
Eylem Sarıoğlu’na göre Dündar, aynı yapı içinde bulunan ve farklı saldırılarda yer alan isimlerle doğrudan bağlantılıydı:
“5 Haziran 2015 Diyarbakır katliamını yapan Orhan Gönder, 20 Temmuz 2015 Suruç katliamını yapan Abdurrahman Alagöz ve 10 Ekim 2015 Ankara katliamını yapan Yunus Emre Alagöz de Dündar’la aynı gruptan, Adıyaman Dokumacılar grubu. Ömer Deniz Dündar, bu kişilerin örgüte katılması, Suriye’ye geçmeleri ve canlı bomba eylemlerine katılmaları konusunda etkin bir pozisyonda.”
“Türkiye emiri olduğu öne sürüldü”
Eylem Sarıoğlu, dava sanıklarından Kasım Güler’in etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadede, Ömer Deniz Dündar’ın örgütün “Türkiye emiri” olduğunu söylediğini aktardı.
Dündar için “2013’ten beri sürekli yükselen bir pozisyonda” diyen Eylem Sarıoğlu, Dündar’ın örgüt içindeki sorumluluğu dikkate alındığında katliamlardan sorumlu tutulmasının gerektiğini belirtti.
“İnsanlığa karşı suçlardan yargılanması için mücadele edeceğiz”
10 Ekim Ankara Katliamı davasının 30 Haziran’da görülecek duruşmasına işaret eden Eylem Sarıoğlu, Dündar’ın yalnızca örgüt üyeliğinden değil, katliam ve insanlığa karşı suçlardan da yargılanması gerektiğini söyledi.
Eylekm Sarıoğlu, “Bizim açımızdan katliamla bağlantısı çok nettir. Sadece örgüt üyeliğinden değil, katliamdan ve insanlığa karşı işlenmiş suçlardan yargılanması için mücadele edeceğiz” dedi.



