• Ana Sayfa
  • Kadın
  • KİH’ten nafaka açıklaması: Mesele nafaka değil, erkeklik imtiyazlarının korunması

KİH’ten nafaka açıklaması: Mesele nafaka değil, erkeklik imtiyazlarının korunması

Kanunun cinsiyetsiz olduğunu ve boşanma sonrası yoksulluğa düşen tarafı koruduğunu belirten Kadının İnsan Hakları Derneği, hükmedilen ortalama nafakanın yüzde 44’ünün ödenmediğini vurgulayarak, hakkın gasp edilmesinin kadınları şiddet dolu evliliklere mahkum edeceğini vurguladı.

KİH’ten nafaka açıklaması: Mesele nafaka değil, erkeklik imtiyazlarının korunması
KİH’ten nafaka açıklaması: Mesele nafaka değil, erkeklik imtiyazlarının korunması
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 8 Haziran 2026 17:42

Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihinde yoksulluk nafakasının ‘süresiz’ uygulanmasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesinin ardından nafaka hakkı yeniden tartışılmaya başlandı. Kararın gerekçesi henüz açıklanmamışken, nafaka karşıtı çevreler yıllardır yaydığı yanlış bilgileri yeniden dolaşıma soktu.

Kadının İnsan Hakları Derneği (KİH), bu yanlış bilgilere karşı gerçeğin açık biçimde hatırlatılması gerektiğini belirterek yoksulluk nafakasının kamuoyunda iddia edildiği gibi “ömür boyu”, “koşulsuz” ve “sonsuz” bir ödeme olmadığını vurguladı.

Yoksulluk nafakası bir ayrıcalık değil, yoksulluğa karşı güvencedir

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesinde yer alan ‘süresiz’ ifadesinin, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen tarafın yoksulluğu devam ettiği sürece korunması anlamına geldiği vurgulayan KİH, nafakanın ödeyen taraf için bir ceza ya da alan taraf için bir ayrıcalık olmadığını, boşanma sonrası yoksulluğa karşı tanınmış bir güvence olduğunu ifade etti.

TMK’nin 176. maddesinin hatırlatıldığı açıklamada, nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi, yoksulluktan kurtulması ya da tarafların ekonomik koşullarının değişmesi halinde nafakanın kaldırılabileceği, azaltılabileceği ya da yeniden düzenlenebileceği belirtildi. Bu nedenle “bir kez nafaka bağlandı mı sonsuza kadar sürer” iddiasının gerçeği yansıtmadığı kaydedildi.

‘Kanun cinsiyetsizdir’

Açıklamada, kanunun cinsiyet temelli bir ayrım yapmadığı vurgulayan KİH, kanunda “kadın nafaka alır” şeklinde bir ifade bulunmadığı, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen tarafın korunmasının esas alındığını belirtti. Yoksulluğa düşen taraf erkek olduğunda onun da nafaka talep edebileceği ifade edildi.

Buna rağmen nafaka denildiğinde daha çok kadınların akla gelmesinin hukuki bir ayrıcalıktan değil, toplumsal eşitsizliklerden kaynaklandığına dikkat çekildi.

Türkiye’de kadınların evlilik sürecinde çoğu zaman ücretli işlerden uzaklaştırıldığı, çocuk doğurduktan sonra bakım sorumluluğunu tek başına üstlenmek zorunda bırakıldığı ve ev içi emeğin görünmez kılındığı ifade edildi. Çocukların, yaşlıların ve hastaların bakım yükünün büyük ölçüde kadınların omuzlarına bırakıldığı vurgulandı.

Açıklamada, boşanma sonrasında kadınlardan kısa sürede iş bulmaları, düzenli gelir elde etmeleri ve yıllara yayılan ekonomik eşitsizliği tek başlarına telafi etmelerinin beklendiği ancak bunun gerçekçi olmadığı belirtildi.

‘Şiddet dolu evliliklere mahkum eder’

Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“Nafaka hakkına yapılacak her müdahale, kadınların boşanma sonrası yoksulluğunu derinleştirir. Kadınları ekonomik güvencesizliğe iter. Şiddet gördüğü, baskı altında tutulduğu ya da mutsuz olduğu evliliklerden çıkmasını zorlaştırır. Birçok kadını, sırf geçinemeyeceği için şiddet dolu evliliklerde kalmaya mahkum eder.

Üstelik uygulama da ‘erkek mağduriyeti’ iddialarını doğrulamıyor. Araştırmalar, mahkemeler tarafından bağlanan nafaka miktarlarının kadınların geçimini sağlamaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. Kadın Dayanışma Vakfı’nın 2024 Yoksulluk Nafakası Araştırması’na göre hükmedilen ortalama yoksulluk nafakası yalnızca 1.179,40 TL’dir. Bu miktarla bir kadının barınma, gıda, ulaşım, sağlık ve temel yaşam giderlerini karşılaması mümkün değildir.

Dahası, bağlanan nafakalar da çoğu zaman ödenmiyor. Aynı araştırmaya göre mahkemeler tarafından hükmedilen nafakaların yüzde 44’ü nafaka yükümlüleri tarafından ödenmemiştir. Yani kadınlar çoğu zaman düşük miktarda bağlanan nafakaya dahi erişemiyorlar.”

Mesele erkeklik imtiyazlarının korunmasıdır’

“Yasa erkekleri dışlamıyorken, nafaka koşulsuz biçimde sürmüyorken ve uygulamada bağlanan nafakalar çok düşük olup çoğu zaman da ödenmiyorken, nafaka karşıtı çevreler neden yıllardır bu kadar büyük bir ‘mağduriyet’ kampanyası yürütüyor?” diye soran KİH, şöyle devam etti:

“Çünkü mesele nafaka değildir. Mesele erkeklik imtiyazlarının korunmasıdır. Nafaka karşıtı söylem, kadınların evlilik içinde harcadığı yılları, ücretsiz bakım emeğini, iş piyasasından dışlanmasını ve boşanma sonrası yoksullaşma riskini görünmez kılmaya çalışıyor. Kadınların emeği evlilik içinde yok sayılıyor. Boşanma sonrasında ise ‘kendi başının çaresine bak’ denilerek kadınlar ekonomik şiddetle baş başa bırakılmak isteniyor.”

Bu durumu kabul etmeyeceklerini vurgulayan kadınlar, “Yoksulluk nafakası bir ayrıcalık değildir. Kadınlara tanınmış özel bir imtiyaz değildir. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafı koruyan temel bir sosyal hukuk güvencesidir” dedi.

‘Koruyucu politikalar hayata geçirilmeli’

Yapılması gerekenleri sıralayan KİH, şunları kaydetti:

“Bugün yapılması gereken kadınların yoksulluğunu, güvencesizliğini ve ev içi bakım emeğine mahkum edilmesini ortadan kaldıracak politikalar geliştirmektir. Kadınların istihdama eşit katılımını sağlayacak, bakım yükünü kamusal hizmetlerle destekleyecek, kadınları ekonomik şiddete ve yoksulluğa karşı koruyacak sosyal politikalar hayata geçirilmelidir.

Bizler nafaka hakkına dokunulmasına karşı çıkıyoruz.

Kadınların boşanma sonrasında yoksulluğa, güvencesizliğe ve şiddet dolu evliliklere mahkum edilmesini kabul etmiyoruz.

Yoksulluk nafakası hakkının korunmasını, nafakaya erişimin güçlendirilmesini ve kadın yoksulluğunu ortadan kaldıracak sosyal politikaların uygulanmasını talep ediyoruz.”

Anayasa Mahkemesi’nden nafaka kararı: Düzenleme iptal edildi