Diyarbakır merkezli Kürtçe yayınevi Pirtûkakurdî’nin Trendyol’daki satış mağazası kapatıldı. Karar, Kürtçe yayıncılık alanında “dijital sansür” tartışmalarını gündeme getirirken, yayınevi sahibi Bawer Berşev, hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı.
Diyarbakır’da faaliyet gösteren Kürtçe yayınevi Pirtûkakurdî’nin Trendyol’daki satış mağazasının kapatılması, bölgedeki yayıncılar, yazarlar ve okurlar arasında “dijital sansür” tartışmalarına neden oldu.
Pirtûkakurdî’nin sahibi Bawer Berşev, yaşanan durumun münferit bir teknik aksaklık olmadığını, Kürtçe yayınlara ve Kürt kültürüne yönelik sistematik bir engelleme politikasının parçası olduğunu söyledi.
“Tatmin edici bir açıklama yapılmadı”
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Berşev, büyük e-ticaret platformlarının Kürtçe içerikli ürünlere karşı ayrımcı bir yaklaşım sergilediğini ifade etti.
Mağazanın kapatılma sürecine ve gerekçelerine ilişkin dijital platformlardan tatmin edici bir açıklama alamadıklarını belirten Berşev, şu ifadeleri kullandı:
“Kürtçe dilinde basılan kitapların, sözlüklerin ve kültürel materyallerin geniş kitlelere ulaşması zaten fiziki dağıtım ağlarındaki tekelleşme nedeniyle çok zor. Dijital pazar yerleri bizim için nefes borusuydu. Bu mağazanın kapatılması, Kürtçe okuyucusunun kitaba erişim hakkına yönelik açık bir müdahaledir.”
“Dijital platformlar hayati önemde”
Kürtçe yayıncılık dünyası, son yıllarda artan kağıt maliyetleri ve ekonomik krizin yanı sıra, kargo şirketleri ile zincir kitap mağazalarının oluşturduğu engellerle de mücadele ediyor.
Sektör temsilcilerine göre, fiziki mağazalarda yeterince yer bulamayan bağımsız Kürtçe yayınevleri için Trendyol, Hepsiburada ve Amazon gibi büyük e-ticaret platformları önemli bir satış kanalı oluşturuyor.
Kürtçe yayıncılık verilerine göre, Türkiye’de yalnızca Kürtçe (Kurmancî ve Kirmanckî/Zazakî) ya da çift dilli yayın yapan yaklaşık 30 yayınevi faaliyet gösteriyor.
Kürtçe kitap satışlarının yaklaşık yüzde 65’i internet üzerinden, özellikle büyük e-ticaret platformlarındaki aracı mağazalar aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri dışında İstanbul, İzmir, Ankara ve Mersin gibi kentlerde yaşayan milyonlarca Kürtçe okuru için bu platformlar kitaba ulaşmanın temel yollarından biri olarak görülüyor.
“Şirket eliyle sansür” tartışması
Bölgedeki yayıncı birlikleri ve okurlar, herhangi bir mahkeme kararı bulunmaksızın şirketlerin algoritmalar ya da “hizmet sözleşmesi ihlali” gerekçesiyle mağazaları kapatmasını, yasal denetimin ötesinde “şirket eliyle sansür” olarak değerlendiriyor.
Kürtçe içeriklerin dijital platformlardaki erişilebilirliği daha önce de mağaza kapatma, ürün kaldırma ya da Kürtçe kelimelerin filtrelere takılması gibi uygulamalarla gündeme gelmişti.
Dijital haklar savunucuları ise küresel ve yerel e-ticaret şirketlerinin içerik moderasyonu politikalarının Kürtçe söz konusu olduğunda çoğunlukla “risk yönetimi” gerekçesiyle sansüre dönüştüğünü ifade ediyor.
Hukuki süreç başlatılacak
Pirtûkakurdî’nin Trendyol mağazasının kapatılması, bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve yayıncı meslek örgütleri tarafından da tepkiyle karşılandı.
Trendyol’dan kararın hukuki ya da teknik gerekçesine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Yayıncılar ise Kürtçe literatürün dijital dünyada varlığını sürdürebilmesi için alternatif ve bağımsız dağıtım ağlarının kurulmasının zorunlu hale geldiğini vurguluyor.
Rûdaw’a konuşan Bawer Berşev, sorunun çözümü için Trendyol’a resmi ihtarname gönderdiklerini belirterek, pazartesi gününe kadar olumlu bir dönüş yapılmaması halinde dava açacaklarını söyledi.
Berşev, hukuki mücadelenin amacını ise şu sözlerle anlattı:
“Bunu kabul etmiyoruz. Trendyol’un Kürdistan kelimesi veya Kürtçe kitaplar üzerinden bir siyaset yürütmesini istemiyoruz. Uluslararası bir platformun Kürtçe kitap satışını engellemesine karşıyız. Tek amacımız bu davayı kazanmak.”




