• Ana Sayfa
  • Manşet
  • PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan: İran’da Kürtleri dışarıda tutan hiçbir gücü kabul etmiyoruz

PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan: İran’da Kürtleri dışarıda tutan hiçbir gücü kabul etmiyoruz

İran’daki gelişmeleri ve bölgedeki çatışmaları değerlendiren PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan, JINNEWS’a konuştu.

PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan: İran’da Kürtleri dışarıda tutan hiçbir gücü kabul etmiyoruz
PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan: İran’da Kürtleri dışarıda tutan hiçbir gücü kabul etmiyoruz
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 16 Temmuz 2026 16:43

İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede gerilim sürerken, İran yönetimi güvenlik politikalarını sertleştirerek toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını artırıyor.

Kürtlere yönelik idam, işkence ve operasyonların devam ettiği belirtilirken, PJAK’a yönelik askeri faaliyetlerin de son dönemde yoğunlaştığı ifade ediliyor.

İran’daki gelişmeleri ve bölgedeki çatışmaları değerlendiren PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan, JINNEWS’a konuştu.

‘Ortadoğu’daki savaş uzun vadeli’

İran, İsrail ve ABD arasında devam eden savaşın yalnızca bu üç ülkeyi değil, tüm dünyayı etkileyen bir süreç olduğunu belirten Viyan, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların uzun yıllardır devam ettiğini söyledi.

Abdullah Öcalan’ın yıllar önce bölgedeki gelişmeleri “3’üncü Dünya Savaşı” olarak tanımladığını hatırlatan Viyan, bugün gelinen noktada çatışmaların küresel ölçekte etkisini artırdığını ve en yoğun biçimde Ortadoğu’da sürdüğünü ifade etti.

Son dönemde savaşın doğrudan İran, İsrail ve ABD arasında yürütüldüğünü dile getiren Viyan, geçmiş yıllarda ise tarafların farklı güçler üzerinden karşı karşıya geldiğini belirtti. Bölgenin yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını kaydeden Viyan, İran’ın da bu sürecin temel başlıklarından biri haline geldiğini söyledi.

Viyan, Ortadoğu’da yeni siyasi ve askeri dengelerin oluşturulmaya çalışıldığını, mevcut güçlerin ise bu süreçte tasfiye edilme, küçültülme, mevcut sisteme entegre edilme ya da yeniden yapılandırılma yönünde bir tabloyla karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle İran merkezli çatışmaların kısa süreli değil, uzun vadeli bir sürecin parçası olduğunu dile getirdi.

‘Ateşkesler kalıcı değil’

İran’da yaşanan savaşın bölgedeki dönüşüm sürecini daha görünür hale getirdiğini belirten Viyan, çatışmalar sırasında İran’ın ağır kayıplar verdiğini, çok sayıda üst düzey yöneticinin yaşamını yitirdiğini söyledi. İran İslam Cumhuriyet’in lideri Ali Hamaney’in de saldırılarda öldürüldüğünü ifade eden Viyan, 39 günün ardından ilan edilen ateşkesin kalıcı bir çözüm üretmediğini dile getirdi.

İran yönetimi ile İsrail ve ABD’nin kendi siyasi ve stratejik çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini belirten Viyan, tarafların ateşkesi kalıcı barış için değil, yeni hazırlıklar yapmak amacıyla değerlendirdiğini söyledi. NATO zirvesinde de Ortadoğu ve İran’daki gelişmelerin temel gündemlerden biri olduğunu ifade eden Viyan, ateşkeslerin geçici nitelik taşıdığını, çatışmaların farklı biçimlerde devam edeceğini kaydetti.

Viyan, savaşın yalnızca askeri yöntemlerle yürütülmediğini, ekonomik ve özel savaş politikalarının da sürecin parçası olduğunu belirterek, asıl dikkat edilmesi gereken konunun ise bölgedeki halklar ile muhalif kesimlerin karşı karşıya kaldığı tablo olduğunu ifade etti.

‘Savaşın kazananı yok’

İran yönetimi ile İsrail ve ABD’nin çatışmalardan galip çıktıklarına yönelik açıklamalarını değerlendiren Viyan, savaşın kazananı bulunmadığını söyledi.

Tarafların kamuoyuna güçlü görünmeye çalıştığını dile getiren Viyan, hem İran’ın hem de İsrail ile ABD’nin daha kapsamlı bir çatışmaya hazırlandığını belirtti. Viyan, bölgedeki diğer devletlerin ve NATO’nun da sürecin parçası olduğunu ifade ederek, savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılma ihtimalinin bulunduğunu söyledi.

‘İran kendisini güçlü göstermeye çalışıyor’

İran yönetiminin en zayıf olduğu dönemlerde kendisini güçlü göstermeye çalıştığını dile getiren Viyan, bu süreçlerde iç kamuoyuna yönelik baskıların arttığını belirtti.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı stratejik bir baskı unsuru olarak kullandığını ifade eden Viyan, boğazın dünya enerji ve petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olması nedeniyle İran’daki gelişmelerin uluslararası gündemin merkezinde yer aldığını söyledi.

Viyan, bölgedeki güçlerin İran’ın etkisini zayıflatmayı hedeflediğini, bunun örneklerinden birinin Irak’ta yaşanan gelişmeler olduğunu ifade etti. İran yönetiminin ise Şii ekseni üzerinden siyasi birlik görüntüsü oluşturmaya çalıştığını belirten Viyan, Ali Hamaney’in cenaze töreninde verilen mesajların da bu çabanın bir parçası olduğunu dile getirdi.

İran’da farklı siyasi eğilimler arasında görüş ayrılıklarının bulunduğunu kaydeden Viyan, bir yandan misilleme isteyen, diğer yandan müzakereye yakın çevrelerin bulunduğunu söyledi. İran yönetiminin bazı alanlarda taviz vermeye hazır göründüğünü belirten Viyan, mevcut koşullarla savaşın uzun süre sürdürülemeyeceğini, yaşananların daha kapsamlı bir çatışma sürecine hazırlık niteliği taşıdığını ifade etti.

‘İran iç muhalefeti hedef alıyor’

Son dönemde İran’ın PJAK’ın faaliyet yürüttüğü bölgelere yönelik operasyonlar düzenlediğini ve bu saldırılarda dört YRK üyesinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Viyan, İran yönetiminin çeşitli platformlarda PJAK’a yönelik tehdit içerikli açıklamalar yaptığını söyledi.

İran yönetiminin en zayıf dönemlerinde tehdit ve askeri yöntemlere başvurduğunu belirten Viyan, 1979 Devrimi sonrasında da savaş koşullarının iktidarın kendi siyasal sistemini güçlendirmesi için kullanıldığını ifade etti.

Bugün de benzer bir sürecin yaşandığını dile getiren Viyan, İran yönetiminin dışarıdaki çatışmaların yanı sıra içerideki muhalefeti de baskı altına almaya yöneldiğini söyledi. Bu kapsamda kadınların, gençlerin ve Kürtlerin hedef alındığını ifade eden Viyan, Kürtler içerisinde alternatif siyasi güç olarak PJAK’ın öne çıktığını ve bu nedenle baskının arttığını belirtti.

Üçüncü yol çizgisi ve meşru savunma hakkı

Bölgesel çatışmalarda herhangi bir hegemonik gücün yanında yer almadıklarını ve “üçüncü yol” olarak adlandırdıkları bağımsız hattı koruduklarını belirten Viyan, şunları dile getirdi:

“Savaş olmadan, demokratik yöntemlerle sorunların çözülmesinden yanayız. Ancak bize yönelik tehdit savuran ve askeri saldırı gerçekleştiren her güce karşı kendimizi en büyük savaşa hazırlıyoruz. Halkımıza yönelik fiziki, kültürel saldırılar ya da hak gaspı karşısında meşru savunma hakkımızı sonuna kadar kullanacağız.”

Demokratik ulus modeli ve ulusal birlik vurgusu

Viyan, İran’ın çok kültürlü ve çok uluslu yapısı göz önüne alındığında, kalıcı çözümün ancak yerel yönetimlerin güçlendirildiği demokratik bir cumhuriyet modeliyle mümkün olabileceğini belirtti.

Kürt siyasi hareketleri arasındaki ulusal birliğin stratejik önemine değinen Viyan, egemen güçlerin Kürtlerin kazanımlarını sınırlandırmak adına yeni sınır düzenlemeleri ve tasfiye planları yaptığını ifade etti.

Bu tehditlere karşı Rojhilat’taki siyasi partilerin ortak deklarasyon yayımlamasının halk nezdinde olumlu bir karşılık bulduğunu ifade eden Viyan, ancak bu birliğin kapsayıcı şekilde daha radikal ve kalıcı hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Diplomatik ilişkiler ve Türkiye’nin bölgesel rolü

PJAK’ın ulaştığı askeri ve örgütsel düzey sayesinde hem bölgesel hem de uluslararası alanda diplomatik temaslar yürüttüğünü belirten Eşbaşkan Viyan, Kürt halkının iradesini tanıyan tüm aktörlerle diyalog kanallarını açık tuttuklarını aktardı.

Türkiye’nin süreçteki rolüne de değinen Viyan, komşu devletlerin kendi stratejik çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ifade etti.

NATO Zirvesi sonrasında bölge politikalarında yaşanan değişimlerin yakından izlenmesi gerektiğini belirten Viyan, “Kürt halkının önünde önemli bir yüzyıl bekliyor. Kürtler, eğer bu yüzyılda kendilerini iyi örgütlerse kaderini belirleyebilir. Çünkü şu an gündemde olan Kürt halkının kaderidir. Eğer Kürt halkı kendisini doğru temelde örgütlerse kendi kaderini belirleyecektir” diyerek Kürtlerin kendi geleceğini belirlemesinde en temel noktanın örgütlü olması gerektiğini sözlerine ekledi.