Suriye Geçici Hükümeti Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçe derslerinin haftada 3 saatle sınırlandırılmasına ilişkin kararına Rojava’nın farklı kentlerinden tepkiler sürüyor.
Haseke’de Kürtçe Dili Öğretmeni Hemrîn Hisên, Gırke Lege’de öğrenciler ve Kobani’de çatışmalarda hayatını kaybedenlerin çocukları, kararın geri çekilmesini ve Kürtçe eğitimin sürdürülmesini talep etti.
‘Eğitim düzeyini karşılamıyor’
Haseke şehrinde Kürtçe Dili Öğretmeni olan Hemrîn Hisên, Eğitim Bakanlığı’nın aldığı kararı değerlendirdi.
Öğretmen Hemrîn Hisên ilk olarak şunları söyledi: “Eğitim Bakanlığı’nın kararı, devrimde verilen emek ve ödenen bedellerle bağdaşmıyor ve Rojava’daki eğitim düzeyini karşılamıyor. Devrimin başlangıcında Kürtçe dersi 3 saat olmuş olabilir, ancak bu 14 yıl içinde binlerce öğrenci birinci sınıftan itibaren Kürt dilinde eğitime başladı ve üniversiteye kadar Kürtçe okudu.”
Hemrîn, bu kararın 13 Sayılı Kararname’ye aykırı olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Bu kararname geçici hükümetin başkanı Ahmed Şara tarafından çıkarılmıştı ve kararnamede Kürtçenin ulusal bir dil olduğu, devlet okullarında ve özel okullarda Kürtçe eğitim alınabileceği yazılıydı. Ayrıca kararnamenin 4. maddesinde tüm toplulukların kendi dillerinde okuma hakkına sahip olduğu ifade edilmişti.”
Konuşmasının devamında Eğitim Bakanlığı’nın kararının Kürt dilini sınırlandıracağını vurgulayan Hemrîn, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rojava’da eğitim en yüksek seviyeye ulaşmıştı, öğrenciler üniversiteye kadar Kürtçe okuyordu; bu ilerleme şehitler sayesinde gerçekleşti ve devrimin kazanımlarından biridir. Kürtçenin sadece 3 saat olmasını kabul etmiyoruz, bu durum öğrencilerin geleceğini olumsuz etkileyecektir. 14 yılın ardından öğrenciler başka bir dilde eğitimlerine nasıl devam edecek?”
Öğretmen Hemrîn son olarak şunları kaydetti: “3 saat, öğrencilerin Kürtçe kavramları öğrenmesi için yeterli değil. Uluslararası insan hakları standartlarına göre öğrenim için en az 5-6 saate ihtiyaç var. Diğer bir husus ise öğrencilere başka bir dilde okumanın dayatılmaması gerektiğidir. Öğrenciler eğitimlerine Kürtçe ile başladı ve Kürtçe devam etme hakkına sahipler.”
Öğrenciler: Dilimiz varlığımız ve kimliğimizdir

Gırke Lege şehrinden öğrenciler de Eğitim Bakanlığı’nın kararına tepki gösterdi. Öğrenciler, 10 yıldır Kürtçe eğitim gördüklerini ve öğrenimlerini Kürt dilinde sürdürmenin hakları olduğunu söyledi.
Sema Hemo şöyle konuştu: “Bu kararı kabul etmiyoruz, dilimiz Kürtçedir ve ben 10 yıldır Kürtçe eğitim görüyorum. Dersin sadece 3 saatle sınırlandırılmasını kabul etmiyoruz. Dilimiz varlığımız ve kimliğimizdir; ana dilimizde eğitim görmek en doğal hakkımızdır.”
Ronaz Abdullah ise şunları söyledi: “İlkokul birinci sınıftan beri Kürtçe okuyorum ve eğitimime Kürtçe devam etmek hakkım. Arapça ve İngilizce de öğrenebiliriz ancak biz eğitimimizi Kürtçe sürdürmek istiyoruz.”
11 yıldır Kürtçe eğitim aldığını belirten Têlî Hemo da şunları ekledi: “Eğitim Bakanlığı’nın kararını kabul etmiyoruz, bu adil değil. Dilimiz kimliğimizdir ve kimsenin bunu sınırlandırmaya hakkı yoktur.”
Kobani’de basın açıklaması

Kobani’de ise çatışmalarda hayatını kaybedenlerin çocukları, Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçe eğitime haftada sadece 3 saat ayırma kararına tepki göstermek amacıyla basın açıklaması yaptı.
Açıklama, Kürtçe olarak Ehenda Mihemed isimli çocuk tarafından okundu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bizim için Kürt dili, ders saatlerinde artırılabilecek ya da azaltılabilecek sıradan bir ders konusu değildir. Dilimiz annelerimizin, babalarımızın, ailemizin ve toplumumuzun dilidir; masallarımızın, şarkılarımızın, anılarımızın ve kimliğimizin dilidir. O, varlığımızın bir parçasıdır; nesilden nesile korunmuş ve aktarılmıştır.”
Ayrıca şunlar kaydedildi: “Kürtçenin sadece evde konuşulan bir dil olarak kalmasını istemiyoruz. Dilimizin okuma, yazma, bilim, kültür ve geleceği inşa etme dili de olmasını istiyoruz. Bu nedenle, Kürtçe ders saatlerinin azaltılması kararının yeniden değerlendirilmesini; eğitim sisteminde böylesine önemli bir değişiklik yapılmadan önce öğretmenler, uzmanlar, üniversiteler, yazarlar, araştırmacılar, ebeveynler ve sivil toplum kuruluşlarıyla gerçek ve kapsamlı bir diyalog kurulmasını talep ediyoruz.”
Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin çocukları, ilgili tüm kurum ve kuruluşlara, öğretmenlere, uzmanlara, anne-babalara ve tüm toplumsal dinamiklere Kürt dilinin korunması ve geliştirilmesi konusunda sorumluluk almaları çağrısında bulundu.
Kürtçe eğitim daha önce üniversiteye kadar sürdürülüyordu
Suriye Geçici Hükümeti Eğitim Bakanlığı, 27 Ağustos’ta yayımladığı 493 sayılı kararla, Kürtçenin Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde devlet ve özel okullarda “ulusal dil” olarak okutulmasını ve müfredatın parçası haline getirilmesini kararlaştırdı. Kararla birlikte Kürtçe dersi haftada 3 saatle sınırlandırılırken, dersin notunun yıl sonu ortalamasına dahil edilmesi öngörüldü.
Kürtçenin daha önce anaokulundan üniversiteye kadar eğitim dili olarak kullanıldığı Rojava’da, kararın ardından öğrenciler, öğretmenler, aileler ve yurttaşların tepkileri sürüyor. Kamışlo’da yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşte kararın değiştirilmesi talep edilirken, “Dilimiz Varlığımızdır, Kürtçe Eğitim Hakkını İstiyoruz” sloganı öne çıktı.
Kürtçenin eğitimdeki statüsüne ilişkin tartışmanın arka planında ise Suriye Geçici Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Ocak 2026’da yayımladığı 13 sayılı kararname ile 29 Ocak 2026’da Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşma bulunuyor. 13 sayılı kararnamede Suriyeli Kürtlerin Suriye halkının “temel ve asli bir parçası” olduğu belirtilirken, Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliklerini koruma ve ana dillerini geliştirme hakkı tanındı.
29 Ocak anlaşmasında ise Kürt toplumunun eğitim sürecinin Eğitim Bakanlığı ile birlikte ele alınması ve eğitim alanındaki özgünlüklerin gözetilmesi öngörüldü. Ancak 27 Ağustos’ta yayımlanan ve Kürtçeyi haftada 3 ders saatiyle sınırlandıran uygulama, bölgede tepkilere neden oldu. (ANHA)



