Şiirin eskimeyen sesi Ahmed Arif
Hicri İzgören 1 Haziran 2026

Şiirin eskimeyen sesi Ahmed Arif

Büyük usta Ahmed Arif’i kaybedeli 35 yıl oldu. 2 Haziran 1991 tarihinde Ankara’da geçirdiği kalp krizi sonucu 64 yaşındayken aramızdan ayrılmıştı. Fakat o tek kitaba sığdırdığı dizeleriyle hâlâ ilk günkü gibi taze ve aramızda.

Hayattayken yayımladığı tek şiir kitabı olan Hasretinden Prangalar Eskittim (1968), bu toprakların en çok basılan, dilden dile aktarılan ve ezberlenen efsanevi bir başyapıtına dönüşmüştür.

Ahmed Arif’in şiiri; türküdür, ağıttır, destandır. Onun mısralarında mertlik, sarsılmaz bir umut, halkına duyduğu sonsuz sevgi ve haksızlığa karşı eğilmeyen bir başkaldırı vardır.

Şiirlerini yaşadığı coğrafyanın efsaneleriyle, destanlarıyla, masal ve ağıtlarıyla besledi. Halkının yoksulluğunu ve çilesini lirik-epik bir dille aktardı.

Şiirde niceliğe değil, niteliğe önem verdi. Kelimeleri adeta bir taş ustası gibi yontarak yazdı. Şiirlerinin bir kısmı polis baskınlarında kaybolduğu ya da dostlarında kaldığı için geriye az ama sarsılmaz mısralar bıraktı.

Şiirlerindeki yüksek ritim ve müzikalite, eserlerinin hafızalara kazınmasını sağladı. Kendine has bu lirizm, onu taklit edilemez bir kutup haline getirdi.

***

Ahmed Arif şiiri o döneme kadar yazılmış ve yazılmakta olan şiirlerin çok ötesinde yeni ve özgün bir şiirdir.

Kendi dönemini ve sonraki kuşakları etkileyen ve esinleyen bir şiir Onunkisi. Etkileyen ama asla taklit kabul etmeyen özgün,nevi şahsına munasır dedikleri türden bir şiir.

Ömrünü adadığı toplam 19 şiirden oluşan tek bir kitap yazdı.Ölümünden sonra oğlu tarafından kitabın yeni basımlarına daha önce yazdığı ama kitabında yer almayan kimi şiirler de eklendi.

Ahmed Arif’in şiiri hem çok hüzünlü bir ağıt hem de diz çökmeyen bir destan gibidir.

Şiirlerinde bireysel bir melankoliye ya da karamsarlığa yer yoktur. En karanlık hücreyi, en ağır acıyı anlatırken bile mısraların ucu mutlaka bir umuda, şafağa ve dirence açılır.

Ses tonu gürdür; okuyucuyu teslim alan, meydanlarda haykırılmaya uygun,hitabet gücü yüksek bir üslubu vardır.

Ahmed Arif şiiri kendine has bir ekol, taklit edilemez bir zirvedir. O, niceliğin değil niteliğin şairidir. Hayattayken tek bir kitap yayımlamış olması, sanatındaki titizliğin en büyük kanıtıdır.

Şiirinde tek bir gereksiz sözcük, fazladan bir sıfat bulamazsınız. Her kelime yerini bulmuş bir kaya parçası gibi sağlamdır.

Ahmed Arif’te aşk ve memleket sevdası, mapushane hasreti ile halkın özgürlük arayışı iç içe geçmiştir. Sevgiliye yazılan bir sitem, aynı zamanda halka duyulan bağlılığın ifadesidir.

***

Bu özgün şiirin ilk farkına varanlardan biri olan Cemal Süreya onun şiiri için: “Daha deniz görmemiş» çocuklara adanmıştır. Kurdun kuşun arasında, yaban çiçekleri arasında söylenmiştir, bir hançer kabzasına işlenmiştir. Ama o ağıtta, bir yerde, birdenbire bir zafer şarkısına dönülecekmiş gibi bir umut (bir sanrı, daha doğrusu bir hırs), keskin bir parıltı vardır. Türkü söyleyerek çarpışan, yaralıyken de, arkadaşları için tarih özeti çıkaran, buna felsefe ve inanç katmayı ihmal etmeyen bir gerillanın şiiridir.”

***

Mısraya haysiyet yükler.Ondaki şiir işçiliği bir kuyumcu titizliğindedir.Şİirindeki Lirizm destansı öğelerle birleştiğinde ortaya çok güçlü bir imge örgüsü çıkar.Bu imge örgüsündeki göndermeler yoğun tarihsel ve felsefi içerikler taşır. Şiirdeki eyleyen özne “ben”le sınırlı değil; biz, siz ve onlara uzanan bir tikelliktir.

İlk hapislik serüveni onu öğrencilik yıllarında yakalar.Sansaryan Han’larında yoğun işkencelerden geçer.Değişik dönemlerde yıllar boyu tutsak kalır. Bu yüzden şiirlerinde zından izleği hiç eksik olmaz.O, mahpuhaneye “mekan ı Yusuf” der ve bir kutsiyet yükler. Çünkü mahpushane ayn zamanda insanın kendini sınadığı,tarttığı,kendiyle hesaplaştığı ve yüzleştiği bir mekandır. Bu sayede ufuk genişler,zindan karasında gözbağı gökkuşağına dönüşür,zemheriler al-yeşil bahar olur.

Onun sanatında hasret, sadece kavuşulamayan bir kadına duyulan özlem değil; adalete, eşitliğe, ekmeğe ve hürriyete duyulan evrensel bir özlemdir.

Hangi kaynağa başvurursak vuralım bize bunları dikte edecektir.
Anısına, şiirine saygıyla.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.