Şırnak genelinde yaklaşık 700 ailenin tek geçim kaynağı olan arıcılık, bu yıl ciddi bir darbe aldı. Yağışların mevsim normallerinin üzerinde sürmesi ve ilkbaharın geç gelmesi nedeniyle kovan içindeki besinleri tükenen arıların yaklaşık yarısı telef oldu.
Merkeze bağlı Divin köyünde 350 kovanla arıcılık yapan ve 15 yıldır bu işten geçinen Enver ve Bahar Külter çifti, yaşadıkları mağduriyeti anlattı. Kış şartlarının uzamasının arılara büyük zarar verdiğini belirten Enver Külter, şu ifadeleri kullandı:
“Bu yıl kış çok uzadı ve bahar geç geldi. Arıların beslendiği bal kovanlarda bitince, arılarımızın neredeyse yarısı öldü. Şimdi havalar ısınıyor, buralarda yeşillik kalmadığında Beytüşşebap’taki Faraşîn Yaylası’na doğru zorlu yolculuğumuz başlayacak.”
Uluslararası altın madalyalı bala “sahte bal” darbesi
Şırnak’ın zorlu coğrafyasında, hiçbir şekilde şeker kullanmadan tamamen doğal dağ çiçeklerinden üretilen “Şırnak Yayla Balı”, İngiltere’de düzenlenen uluslararası bir yarışmada altın madalya alarak kalitesini kanıtladı. Ancak üreticiler, markalaşan bu şifa kaynağı balı satmakta zorlandıklarını belirtiyor.
Piyasadaki sahte bal üretimine dikkat çeken Külter, üreticinin emeğinin sahte ürünler tarafından çalındığını vurguladı:
“Bizim balımızda kesinlikle şeker yok, tamamen orijinal ve şifadır. Bugün gerçek yayla balının kilogramı bin 500 TL. Önümüzdeki yıl bu fiyat 2 bin TL’yi geçer. Ancak piyasaya arı yüzü görmemiş sahte ballar sürülüyor. İnsanlar sahte bala karşı dikkatli olmalı. Bu durum hem bizi zorluyor hem de orijinal balın satışını engelliyor.”
Yayla yasakları ve ekolojik tehditler sürüyor
Arıların ekosistem için hayati bir rol oynadığını, polenlerin yayılması ve bitki çeşitliliği için arıcılığın desteklenmesi gerektiğini söyleyen Enver Külter, bölgedeki yayla yasaklarına da değindi. Birçok verimli yaylanın hala yasaklı olduğunu belirten Külter, son bir yıldır kısmi bir rahatlama olsa da arıcılığın hala hak ettiği değeri görmediğini ifade etti.

Arıcılığın görünmez kahramanları: Kadınlar ve kolektif emek
Yayla yolculuğu öncesi çadırlarda 3-4 ay sürecek zorlu bir mesaiye hazırlanan Bahar Külter ise işin mutfağındaki kadın emeğine dikkat çekti. Kent yaşamını özlemediklerini ancak çok büyük fedakarlıklarla bu işi sürdürdüklerini belirten Külter, arıcılığın dayanışma ile ayakta kaldığını söyledi:
“Arıcılığın en büyük zorluğunu kadınlar çekiyor. Kovanların temizliğinden balın toplanmasına, çadır hayatının yemeğinden temizliğine kadar her şey bizim üzerimizde. Ancak yaylaya gittiğimizde o doğal güzellik tüm yorgunluğumuzu alıyor. Biz bu işi çocuklarımızın geleceği için yapıyoruz. En güzel yanı da diğer arıcılarla bir araya gelip birbirimize yardım etmemiz. Bu mesleği kolektif bir emekle, dayanışmayla sürdürüyoruz.”
Sirai ilaçlar, sanayileşme, egzoz gazları ve bölgesel kısıtlamalar nedeniyle her geçen yıl kan kaybeden arıcılık sektörü, acil destek bekliyor. Şırnaklı arıcılar, hem ekosistemin dengesi hem de yerli üretimin devamlılığı için sahte bal denetimlerinin artırılmasını ve yayla yasaklarının tamamen kaldırılmasını talep ediyor.




