28 Nisan, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 2003 yılında “Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü” olarak ilan edildi.
2026 28 Nisanında, Eskişehir Mihalıççık İlçesinde bulunan Doruk Madencilik linyit kömürü maden ocağı işçileri Ankara Kurtuluş Parkında direnişte. Aylardır, çeşitli eylemler gerçekleştiren işçiler 9 gün önce “Açız, yoksuluz, çıplağız” diyerek açlık grevine de başladılar.
Yıllardır süren hak gaspı, yıllardır süren mücadele
Türkiye Taşkömürü Kurumu işletme ve termik santral kurması için bir şirkete rödovans karşılığı devretti, 15 Temmuz sürecinde söz konusu şirkete el konuldu santral ve saha 2017 yılında TMSF’ ye, 2022 yılında da Doruk Madenciliğe devredildi. TMSF döneminde 116 gün süreyle ödenmeyen ücretlerini alabilmek için işçiler direnişe geçti, ücretleri zamanında ödenmeye başladı. TMSF’ye devirle başlayan hak gaspları Doruk Madenciliğe devirle daha arttı. 700 işçiden 250’si ücretsiz izne çıkarıldı. Ücretsiz izine çıkartılan işçilerin bir bölümü işten ayrılmak zorunda kaldı, ayrılanların kıdem tazminatları ödenmedi.
Yasal olarak haftada 45 saat olan çalışma süresi yer altı maden işlerinde, haftada 37,5 saattir ve yer altı maden işçilerine ödenecek ücret, asgari ücretin iki katından az olamaz. Şirket 2023 yılında, işçilerin SGK bildirimlerini yer üstünde çalışıyor şeklinde bildirerek yeni hak gaspları yapıldığı, ücretlerin zamanında ödenmediği gerekçesiyle işçiler kendilerini yeraltında ocağa kapatıp direnişe geçtiler. 2024 yılında ve daha sonrasında da ücretlerin zamanında ödenmemesi gerekçesiyle sürekli olarak eylemler gerçekleştirildi ve son olarak bu ay başlayan eylemlilikler, Ankara yürüyüşü, oturma eylemi ve açlık grevi ile sürdürülüyor.
Dün, Kurtuluş Parkından Enerji Bakanlığına yürümek isteyen açlık grevindeki işçilere biber gazı ile müdahale edildi, açlık grevi ile bedenleri zaten zayıf düşmüş çok sayıda işçi sağlık sorunları yaşadı. Toplu gösteri, yürüyüş haktır, güvenlik güçleri gösteri, yürüyüş yapanların güvenliğini sağlamak yerine biber gazı ile müdahale etme, sendika yöneticilerini gözaltına yolunu seçmiştir.
23 Nisan’da madenci çocuklarının, ailelerinin direniş alanını ziyareti sırasında yaşanan duygusal anlar, dün bir işçinin Ankara yürüyüşü öncesi evinden çıkarken verilen birkaç kg sebze siparişini alamadığına dair feryatları unutulur gibi değildir.
Bu direniş mücadele ile dayanışma ile mutlaka kazanımla sonuçlanacaktır. İşçilerle dayanışma için bu akşam saat 18:00’de holding önüne yapılan çağrıya katılım dayanışmanın gereğidir. 4 gün sonra 1 Mayıs, belki de Ankara’da 1 Mayıs katılımcıları önce, Kurtuluş Parkında toplanarak maden işçileriyle dayanışmalarını gösterecektir.
İşçiler sağlıklı ve güvenli koşullarda çalıştırılmıyor
İşçi sağlığı ve güvenliği örgütlenme özgürlüğü ve sendikal hakların özgürce kullanımı, insanca yaşanacak ücret, sağlıklı beslenmeyi de kapsar. Sendikalaşan işçiler işten atılıyor, Toplu Sözleşme Grev haklarını kullanmaları engelleniyor. Sendikaların verilerine göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 45 bin yoksulluk sınırı 109 bin TL. olduğu belirtilirken asgari ücret 28.075, en düşük emekli aylığı 20.000 TL.
İşyerlerinde her gün en az 6, yılda en az 2.000 işçi iş cinayetlerinde can veriyor. ILO ilkelerine göre meslek hastalığı sonucu 10.000 içinin öldüğü tahmin edilirken SGK istatistiklerinde 3 ölümün kayda alındığı görülüyor. 2026 yılının ilk 4 ayında 500’ün üzerinde işçi iş cinayetlerinde can verdi. İş cinayetlerinin tamamına yakını önlenebilir; denetimsizlik, cezasızlık alınmayan önlemler, nedeniyle ölümler sürüyor. İşverenler korunuyor, Dilovası, Kartalkaya, Gayrettepe, İliç örneklerinde olduğu gibi kamu görevlileri korunuyor.
Bugün belki de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, bakanlık yetkilileri, işçi sağlığı ve güvenliği için demeçler verecekler, işçilerin sağlıklı koşullarda çalışmaları için neler yaptıklarını anlatacaklar, ama sonuç ortada ölümler azalmıyor, her geçen yıl artıyor. 7’den 70’e işçiler işyerlerinde can veriyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ücret, kıdem tazminatı, toplu sözleşme ve grev hakkı gasplarını ve işçi ölümlerini de seyrediyor.
Birlikte mücadele ile 1 Mayıs’a
İşçilerin, emekçilerin, halkların sorunları birikiyor, çözümü için çaba gösterilmiyor. Farklı düşünen, ses çıkartan, politikacılar, sendika yöneticileri, gazeteciler, çevre gönüllüleri, belediye başkanları cezaevinde tutuluyor. Birçok belediye kayyımla yönetiliyor.
Demokrasi, barış, insanca yaşam, hakların özgürce kullanımı birleşik mücadele ile mümkün, birçok işyerinde süren direnişler kazanımla sonuçlansa da her kesim sadece kendi sorununa odaklandığı sürece kazanımlar lokal kalacak, 1 Mayısa giderken ve 1 Mayıs sonrası demokrasi, barış, insanca yaşam, hakların özgürce kullanımı mücadelesini, iş cinayetlerine, kadın cinayetlerine karşı mücadeleyi birleşik olarak götürmenin yolu bulunmalı.
İşte o zaman, işçiler açlık mı ölüm mü seçeneği ile karşı karşıya kalmayacak.
İnsanlar savaşlarda ölmeyecek, barış içinde eşit koşullarda bir arada yaşayacak.
İşte o gün, özgürlük, barış türkülerini söyleyecek.




